Seçtiğiniz temalar sizin için neler ifade ediyor?


 

Seçtiğim temalara gelince; ben onları değil, onlar beni seçiyorlar çünkü öyle bir şey oluyor ki. Mesela; bir ağaç bakın; hani bir defa denersiniz, hevesinizi alırsınız bırakırsınız ama bende öyle olmuyor. Kırk yıl önce de deniyorum, şimdi de, belki de yarın da çizeceğim. Ama bu bir gelişme mi? Hayır. Ben bunu bir yakalamışım. Mesela geçenlerde arabayla gelirken hemen Güneş’e dedim “Bak, şu ağacı görüyor musun?  O yapraksız haliyle ne kadar etkileyici, keşke fotoğrafını çekebilseydik” Artık yani siz onları değil, onlar sizi izliyorlar. Sizin karşınıza çıktığı zaman, onunla hemhâl olmak, onunla birleşmek, bütünleşmek, onun resmini yapmak, onunla bir adım daha atmak istiyoruz. Mesela bende böyle konular var; ”Doğa Tutkusu Çeşitlemeleri” dediğim bir seriydi. Her dönemde bir  “Doğa Tutkusu, Ritmik titreşim”   bunlar hep benim resimlerimin adları. Sonra kentler girdi “Bir Anadolu Kasabasında Yaşantı Üzerine Çeşitlemeler” Polatlı’dan, Balıkesir’den, İstanbul’dan birçok yerden esin noktaları ve kentler, çatılar, duvarlar şeyler. Merkeziyetçilik dediğiniz ya ben bunu tekil ya da çoğul olarak alıyorum; yani tek bir nesne değil, mesela birçoğunun birden hareket etmesi kuşlar, adına kuş denen şeyler hâlbuki kuş değil onlar bir ritmik taşıyıcıları. O yüzden kentler, çatılar bana çok uygun geldi. Şimdi, bir düşünce geliyor aklıma o ister istemez kendini tam haline getiriyor. Orada bir değişiklik yapalım; ben konuları izlemiyorum, konular beni izliyor diyerek konuyu kapatalım.