Türklerin klasik müziğe olan etkisinin kültürel ve sanatsal olarak katkıları hangi boyuttadır?


 

Türkleri esas alarak konuştuğumuzda; tabii bizim etkimiz var, hem de ciddi manada var. Bugün bir Alla Turca stilinden bahsedecek olursak bu tamamen Türklerin Batı müziğine yaptıkları bir etkidir. Burası çok açık bir nitelikte olmakla birlikte, “Style Alla Turca” Alla Turca stili olarak literatürdeki yerine almıştır. Bu tabii Türklerin militer karakterlerinin müzik alanına yansıması olan Mehter müziğinden kaynaklanan bir etkidir, bir stildir. Alaturka stili: Batılı bestecilerin Mehter müziğinden yola çıkarak o müziğin, kendilerinde uyandırdığı etkiyi kendi stillerinde, kendi çalgılarıyla yeniden üretmelerine dayalı bir stildir. Bu manada, çok özgün ve gerçekten keyifli ürünler ortaya çıkmıştır.

 

İşte ilk akla gelen bu stili kullanmış Mozart tabi. Mozart yaşadığı dönem itibariyle bu Alaturka stilinin artık zirveye ulaştığı bir dönemde yaşamış; “Saraydan Kız Kaçırma” operası, “Alla Turca” diye bilinen meşhur piyano sonatı ve daha başka eserleri bu anlamda Mozart’ı listenin tabii hemen tepesine çıkartıyor. Bu bir evet, stil olarak diğer bestecilerin de o dönemde eserlerinde yerini almıştır. Klasik dönemde özellikle, yani işte 18. yüzyıl ikinci yarısı, 19. yüzyıl ilk çeyreği, bu stilin artık zirveye çıktığı ve daha sonra bırakıldığı bir dönem olmuştur. Artık 19. yüzyılın, Romantik Dönem dediğimiz bu geri kalan müddeti boyunca Alla Turca stilinde pek eser üretildiğini görmüyoruz. Yani artık gözden düşmüş bir stil olmuştur çünkü yapılan yapılmıştır.

 

Öncesi de var, Mozart öncesi. Barok Dönem boyunca yine Türklerden etkilenmişler lakin malum Türkleri çok sevdikleri için değil; yani bizden korktukları, ürktükleri, sevmedikleri, nefret ettikleri için bizimle ilgilenmişler ama müziğimiz hoşlarına gitmiş ve tabii onlara vahşi, egzotik, yer yer korkutucu gelmiş. Türkün müziği budur, şeklinde bir algı ve onun neticesinde bu stil geliştikten sonra da bunu tamamen o anlamından soyutlayıp-korkutucu, karmaşık, hiddetli- estetize ederek bir stil haline dönüştürmüşler. Ve senfonilerini, konçertolarını, dinsel eserleri içine yerleştirmişler; yani bu estetize edilmiş, artık içeriğinden soyutlanmış bir müziksel stil olarak Batı müziğinde yerini almış.

 

Bu anlamda tabii, Türklerin katkısı çoktur. Daha sonra Türk etkisinin, yerini Uzakdoğu etkisine bıraktığını görüyoruz. Bir dönem, işte Napolyon Bonapart’ın Mısır seferinden dolayı yine oryantalizm rüzgârı esiyor.