İnsanların bir problemi çözmesi için gerekli şartların kabaca şunlar olduğunu varsayarız: Problemi ortaya çıkaran etmenler hakkında bilgilendirme, problem ile mücadele yolları ve bunlar yapılmaz ise hangi sonuçlar ile  karşılaşılacağı. Peki neden Netflix’in Explained isimli belgeselin birinci sezon on dokuzuncu bölümünde, Mavi Altın-Dünya Su Savaşları belgeselinde ya da National Geographic Susuzluk belgeselinde olduğu gibi daha bir çok yazılı veya görsel içerik türleri ile  su krizinin küresel etkileri anlatılmasına rağmen insanlar bu konuda gerekeni yapmıyor?

İngiliz sosyolog Anthony Giddens‘a göre, “gelecek indirimi” kavramı insanların mevcut problemleri çözmek için adımlar atarken gelecekte onları bekleyen tehditleri göz ardı etmesinin nedenini açıklar. Giddens, insanların genellikle gelecekte çok daha büyük bir fayda sağlayabilecek bir eylem çizgisi izlemek yerine günlük küçük faydaları seçtiğini belirtir. Aynı psikolojik prensip küresel su  krizi için de geçerlidir. Biz ülkemizi baz alarak konuyu sosyolojik olarak da irdeleyip, elimizdeki veriler ışığında değerlendirip çözümler üzerine düşüneceğiz.

Anthony Giddens’a göre dünya tehlike altındadır ve küreselleşme bundan en azından kısmen sorumludur. Giddens, antropojenik (insan kökenli) iklim değişikliğini insanlığın karşı karşıya olduğu en önemli risklerden ve zorluklardan biri olarak görür. Fakat insanlar tüketime dayalı yaşam tarzlarının karbon salınımına katkıda bulunduğunu kabul etmek istemez ve iklim değişikliği ve buna bağlı su krizleri sürekli ertelenen bir sorun olarak kalır.

 

 

 

 

 

Sadece son yılda kişi başına düşen su miktarı 4000m3 ken, 1430 m3 e düşmüş durumda nüfus 100 milyona ulaşılırsa 1100m3 e düşeceği söyleniyor.

Su kaynağımızın en büyük kısmını tarıma ayırıyoruz. Su kaynaklarımızı daha tasarruflu ve daha bilinçli kullanmalıyız ama neden? Giddens, The Politics of Climate Change (2009) adlı kitabında çevrenin bozulması ve iklim değişikliğinin yarattığı tehlikeler gündelik hayatta açık veya doğrudan görünür olmadığı için birçok insanın “… bunlar hakkında somut bir adım atmadığını,” ileri sürer. “Fakat bu tür tehlikelerin görünür ve ciddi hale gelmesi iklim değişikliğinin yadsınamaz sonucu olan felaketlere dönüşmesi beklenirse ciddi bir önlem almak için artık çok geç olacaktır.”

 

 

Bu verileri daha anlaşılır kılmak için 1 kg et nasıl olur da o kadar suya mal olur sorusunun cevabını görelim. Bir besi tosunu da 1 kg. et üretmek için 500 gr. proteine ihtiyaç duyar. 1 kg. mısır silajı ile 55 gr. protein ihtiyacını karşılarız. 1 kg mısır silajı 175 lt su ile üretildiği için diğer yem katkı maddelerinin su tüketimlerini ve hayvanın su tüketimlerini eklersek bu resimdeki rakamı verir. Ve bir insanın 14 yıllık içme suyu tüketimine eş değerdir. Aslında tüketilen bu sulara et ve benzeri gıda ithalatında sanal su adı veriliyor. Sanal su ise bu yüksek su tüketimli gıdasal üretimlerde ki suyun takibi Water Footprint (suyun ayak izleri) kavramıyla ifade ediliyor, tıpkı karbonda olduğu gibi suyun da izlediği yol, yani sanal su ithalatı takip edilebiliyor. Özellikle Japonya ve İsviçre gibi zengin ülkeler tarım ürünlerinin çoğunu dışarıdan aldıkları için çok fazla sanal su ithal etmiş oluyorlar.

Hedonistik arzuların tüketim çılgınlığı ile doyurulmaya çalışılması insanları sadece bir kısır döngü içine almakla kalmaz, aynı zamanda yeni ürünlerin sonsuz gelgitinde tonlarca suyu boşa harcar. Tükettiğimiz besinlerin elde edilme aşamasında harcanan su miktarlarını, suyun nerde kullanıldığını harcanan su miktarlarını gördük. Onları direkt düşüremeyeceğimiz için ne gibi önlemlerle gelecekteki  suyumuzu daha güvenilir halde tutabiliriz?

  • Öncelikle en büyük kısmı tarıma harcadığımız için tarımda su tüketimini daha kontrolü ve daha su kayıplarının az olduğu tekniklerle kullanılmasını sağlamalıyız. Vahşi sulamalardan kaçınarak, çok su tüketen az gelir getiren bitki üretimlerinden kaçınarak, sulama tekniklerini geliştirerek, su taşınımında su kayıplarını engelleyen sızıntıların mümkün olmadığı sistemleri kullanarak, kanal vb tarza su taşınımlarını yer altı boru sistemleriyle sağlayarak bunlar ve bir çok daha geliştirilebilir yöntemle zaten %10-20 su tasarruf sağlamış olsak bile yaklaşık 2,93-5,86 km3   arası su tasarrufu yapmış oluruz.
  • Tuvalet rezervuarının su depolama kapasitesi ortalama 16 litredir. 4 kişilik bir aile 16 litrelik tuvalet rezervuarı ile ayda tuvalette 7 ton su tüketir. Bunun yerine 7 litrelik tuvalet rezervuar ile hem tuvaleti temizlemek hem de su tüketimini 2.5-3 tona düşürmek mümkündür.
  • Evdeki su tüketimlerimizde depo düzenekleri ile yağmur sularının depolanmasını sağlayarak wc, ev temizliğinde , bulaşık ve çamaşır yıkamada bu yağmur sularını kullanarak su rezervlerimizin korunmasına katkı sağlayabiliriz.
  • Su taşınım sistemlerine kalite kontrol yöntemleri ile sızıntı kayıplarını azaltarak da su tasarrufu yapabiliriz. Örneğin Meksiko City de su taşınım borularında %42 su kaybı mevcuttur.
  • Suyun kullanımı temel eğitim alanlarına eklenerek çocuklara küçük yaşlarda suyun önemi ve bilinci oluşturulacak projeler ve eğitim hamleleri yapılmalıdır

 

 

Drop a brick

 

Droplet

 

Hayata geçmiş çözüm örnekleri ise bunların kolayca uygulanabilir olduğunu gösteriyor. Örneğin; insanlar topluluklar halinde bu tarz sorunlarla mücadele ederlerse neleri başarabileceklerini California halkı olarak fazlasıyla gösterdi. Tuvaletine tuğla at isimli projeyle başlayan bu hareket Drop-A-Brick adı verilen tuğla şeklinde lastik bir materyalden meydana gelen zehirli ya da doğaya zararı olmayan bu cisimleri sifon su bölgelerine atarak günde yaklaşık 253,5 milyon litre su ve bu zamana dek artan kullanıcı sayısı ile 751 milyon litreye çıkardılar. Bu kadar ciddi miktarda suyu sadece sifondan tasarruf ettiler. Bir diğer uygulanmış örnek ise dünyanın ilk akıllı sulama sistemi olarak lanse edilen Droplet. Son teknolojileri bir araya toplayarak sulama sistemlerine yenilikçi bir çözüm getiriyor. Wi-Fi ağına bağlandıktan sonra 10 binin üzerindeki hava durumu istasyonuyla iletişime geçip verileri alan Droplet, bir internet tarayıcı ya da mobil cihaz üzerinden kontrol edilebiliyor. Verimlilik odaklı Droplet, suyu israf etmeden bitkilerin sağlıklı kalabilmesine yardımcı oluyor. Yerel su kullanımını azaltarak yüksek su faturalarının da önüne geçen Droplet ile yıllık su faturasında ortalama 263 dolarlık bir tasarruf  sağlanıyor. Ve bu bahçe sulamasında geçerli rakam. Peyzaj alanlarında , seracılık ve kontrol mekanizmasına müsait tarım işletmelerinde kullanılırsa çok daha etkin ve kârlı olabilir.

 

Örnekler ve çözümler artırılabilir fakat önemli olan bugünü yarına tercih etmeden, bir an önce bunları hayata geçirmektir. Bugünkü faydalar ve gelecekteki tehlikeler ve yıkımların tehdidi arasındaki  bağlantı kopukluğuna “Giddens paradoksu” adı verilir.

 

Bizim de özelde birey, genelde devlet olarak bu programlara ve çalışmalara “paradoks”lara kapılmadan destek vermemiz gerekmektedir.

 

“İnsanlar geleceğe ve bugüne aynı gerçeklik seviyesinde yaklaşmakta zorlanır.”

– Anthony Giddens


 

Fikir ve Araştırma: Ömer Büyüksındır

Editör: Ömer Bolat

Tasarım ve Yayın: Emre Büyüksındır