INSTAGRAM


 

bedran_sas_official

Elitizme selam veren, elitizmi nasıl olması gerekiyorsa öyle ele alıp başarıya ulaşan; tabi thomas moore ütopya’sının realite edilmiş, sofistikasyondan uzak bir eser. Elit bir toplum nasıl yaratılır, Finlandiya kahramanları elitizmi nasıl kullandı gibi sorulara yanıt veren kitap; aslında hiç de uzak olmadığımız bir gerçeğin konum değiştirmiş hali dersem pek yanılmış olmam diye düşünüyorum: Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yılları ve -köy enstitülerinden bahsediyorum- Hasan Âli Yücel dönemi. Tabi bizde, kabası bittikten sonra yıktırılan bir bina gibi hüsrana uğramış olsa da Finlandiya’da bu bina, temelinden ince işçiliğine, dış kaplamadan bahçe düzenlemesine kadar hiçbir eksik bırakılmadan tamamlandı. Kitabı okuduktan sonra insan kendisine de soramadan duramıyor: Biz niye böyle bir toplum değiliz? Bizde aydın sözcüğünün karşılığı ve biçim bulmuş hali neden böyle değil? Neden bataklıklaşıyor etrafımız? Yani bir şeyler yapma isteği uyandırıyor okuyanda. Kitabı okurken okuduğum distopyalardan bir süreliğine uzaklaşıyor, mutlu oluyorum; bir şeyleri değiştirme isteğini çımgıştırıyor insanda. Durağan bir toplumdan nasıl olağan bir toplum yaratıldığının fikrimce en iyi örneklerinden biri.


 

omgmert

Hala anlamış değilimdir böyle bir kitabın okunduktan sonra Türkiye’nin hak ettiği yerlere ulaşamamasına. Belki de gerçekten anlayamadık bize anlatmak istediğini. Elbette bizler ilk olarak kendimizi kurtarmaya çalışıyoruz ve bu hepimizin önceliği olmalı da. Fakat, kendimizi kurtardıktan sonra da boş boş yaşamamalı insan. Bir sonraki nesli, geleceğe hazırlamalı ona ışık tutmalı. Bu da ancak alçak gönüllülük ve fedakarlık sayesinde gerçekleşebilir. Lakin, giderek yozlaşan dünyamızda, bu dile getirdiğim iki değeri bulması hem güç, hem de gün geçtikçe azalmakta. Çünkü insanın içindeki ego, ve ben merkezcilik her zaman vardır ve bunun önüne de sevgi, alçak gönüllülük iyi bir eğitim ve bilginin bize vermiş olduğu güç ile geçilebilir.


 

canumut0

Ataturk un yalnizca bu kitabi önererek nasil birisi oldugunu anlayabiliyoruz. Bu kitabi askeri okullarin ve normal okullarin okumasini istemiş. Iceregini okudugum da gordum ki hakiketen okunmasi gereken bir kitap. Finlandiya 3M insanla kalkinmiştir. Lakin Ataturk un zamaninda bu 40m(?) Kadar falandi. Simdi ise 81 M. 81 M insani yonetmek hiç kolay değildir. Ama Ataturk bu kitabin iceriginde olan ogretme,mucadeleyi gormuştur. Biz de bu mucadele ve istekten ilham almaliyiz ve ulkemizi kalkindirmaliyiz. Surekli kitap okuyalim ve herkesle ogrendiklerimizi paylasalim. Kitabin icinde hosuma gitmeyen bir taraf vardi. Dinsizleri vicdansizlikla suclamakla alakali yazi vardi. Dinsizler vicdansiz,ahlaksizdir. Bu dogru degil. Genelinde guzel bir kitap cikarmistir Petrov. Istirham ediyorum;Okuyalim,okuyalim ve okuyalim.


 

arslanevket

Atatürk, Türk halkının azminin, zekâsının ve çalışma kapasitesinin ne kadar yüksek olduğunu bildiği için kendisinden sonra bile yeni nesillerin doğru yönlendirme ile neler başarabileceğini Türkiye’yi ne kadar kalkındırabileceklerini öngördüğü için bu rehber niteliğindeki kitabı türk halkının geleceği olan biz öğrencilere armağan etmiştir.


 

cemalcaneryavuz

İnsanı iyi şeyler yapmaya iten şeyler aslında yaptığı şeyi çoğu zaman kendi amacına uygun görmesi sayesinde olur. Örneğin yardım etmek isteyen insan ilk olarak muhtaç kişinin ihtiyacıyla empati kurmaz. Yardım etme fikrini ilk düşündüren şey aslında yardım etme eyleminin ona VERECEĞİ vicdani rahatlama duygusunu merkeze alır. Tıpkı bunun gibi hayata bir şeyler vermek düşüncesi de ilk başta hayattan alacağı şeyleri odağına koyarak kendini motive eder.


 

fuatyirmili

Sen iste evren gerçekleştirir 👍


 

m_emin_arslan

Atatürk devrimleriyle ekilen ama büyüyemeyen tohumların Finlandiya’da nasıl yeşerdiğinin hikayesidir bu kitap…


 

thekaytan

İnsanoğlunun hayata olan bakış açısındaki bir yanlışlıktan bahsediyor üstadımız. Hayatın bize bahşettiği her şeyin bir karşılığı oluyor aslında. Örneğin “başarı” dediğimiz şey emek, özveri, hırs, inanç gibi bedelleri hayata karşı ödeyerek kazandığımız bir şeydir. Ancak insanoğlunun benmerkezci tavrı sadece insanlara değil hayatı algılayış biçimine de sirayet ediyor ve çıkarcı psikolojimizi önplana koymuş oluyoruz. Söz konusu vezice bana bunu anlatmakta sevgili @flapsclub 💜

🎯


 

izzet.grlr

Bu kitap eğitimin her şey olduğunu, eğitimsiz hayatın cehennem hayatından beter olduğunu büyük bir ciddiyetle anlatmış ve evrenselliğe geçmiştir.

 

TWITTER


 

Büyük zaferler için ağır bedeller ödemek gerekir.


 

Herkes mutlu,zengin ve bir şeylere sahip olmak istiyor. Hep bir şey almak istiyor ama kimse “ben hayata bir şey katayım” demiyor. Mutlu olmak yerine mutlu edeyim, öğrendiklerimi başkasına da anlatayım demiyor. Kimse mum olmak istemez çünkü etrafını aydınlatırken yanıp tükenir.

 

FİKİR BELİRTEN HERKESE TEŞEKKÜRLER.