kendini saran bir kendin var. ve sen kendinin hem gölgesi hem ışığısın. iflas etmek pahasına gölgeye aşık olup, canın pahasına ışığı arıyosun. bilemediğin karanlıklara dalıp, emin olduğun güneşleri çek içine. sen varsın. var olmaya devam et!

 


 

hayat var ve yok kadar. bir siyahinin yolda yürürken, gelişigüzel ettiği dans olmalı dünya. öyle değil! ama olmalı. ya da duvarlara atılan yazılı çığlıklar… kendini birilerine anlatma çabası evresini geçmiş insanlar var. hayat bu kadar olmalı. asfaltta biten tohumu izleyip yanıbaşında yaşlılığını terkeden bir teyze tanıyorum. güzellikleri görüp ruh ağırlığından kurtulmak var. ama bizde yok. bazılarımız var. sokağın sonuna kadar yürüyüp köşeyi dönmeden geri dönüyor. böyle bir şey yok. kafanı uzatıp yoklaman gereken sokaklar var. yokların içinde bazı varlar var. hayat var ve yok kadar.

 


ileri doğru yürümekle yerinde saymanın birbirinden ayırt edilmediği saydam adımlar bırakıyorum sokağın alışılmış köşelerine. omuzumdaki yüksek apartmanlarla kambur uçurtmalar uzattığım gökyüzü bana iğrenerek bakıyor. ne yana dönsem az önce gözümü kaçırdığım noktaya geliyorum. kendi tekrarını yaşayan bir reenkarnasyondan bahsetmiş miydiniz? ben, bu beni daha önce yaşamıştım. sanırım dünya benim üzerimde dönuyor. 

 


zeynep hafsa günhan