Bazen bazı tabloları izlediğimde, sanatçının adeta bize baktırdığı figürlere dek geliyorum. Öncesinde bu figürleri çok önemsemesem de zaman geçtikçe ve bu figürlerin kullanımı daha çok gördükçe bu konuya eğilmeye karar verdim. Araştırmalarımda genellikle bu tip figürlerin ressam ile birebir çalışan kompozisyonlarda yoğun olduğunu gördüm. Çünkü ressam kendisinden tarafa bakan bir figür çizdiğinde “izlek” de konunun içerisine psikolojik olarak giriyor. Buna Jan van Eyck’ın Arnolfini Düğünü tablosundaki ayna natürmontunda da görebiliriz. Benim ele almak istediğim asıl konu tablolardaki figürlerin çizim hatası veya kompozisyon gereği bize bakmalarından dolayı yaşattığı his.


 

Ornans’ta cenaze

Ornans’ta Cenaze (Fransızca: Un enterrement à Ornans), Fransız ressam Gustave Courbet tarafından 1849-1850 yılları arasında yapılan tablo. Ressamın büyük amcasının 1848 yılındaki cenaze törenini anlatan tablo Paris’teki Orsay Müzesi’nde sergilenmektedir.


 

İçeriği

 

Ressam tabloyu yaptığında 32 yaşındaydı. Eser, 1850 yılındaki Paris Salonu’nda sergilendiğinde büyük tartışma yarattı ve ressamın ün kazanmasına sebep oldu. Tabloyu bayağı bulan eleştirmenler Courbet’nin “çirkin”, “saçma” ve “değersiz” bir resim yaptığını söylediler. “Ornans’ta Cenaze’’ daha sonraki yıllarda ressamın öncüsü olduğu gerçekçilik akımının sembollerinden biri haline geldi.

Bu tablo benim Courtbet’in tarzında ki minimalistik ve yukarıda da belirttiği gibi hiçbir mesaj içermemesinden kaynaklı “daha derin mesaj” içerdiği kanısına varmamı sağladı. Bariz olarak elinde İsa’nın bulunduğu haçı taşıyan figürün bize baktığı ve resmin orta kısmında yer alan akraba olduğunu tahmin ettiğimiz figürün açıkça bakması ve gizemli olarak arkalarda kalmış ama kompozisyon gereği izleyicinin gözünden kaçmayacak bir yerde bulunan üçüncü figürün orada bulunmasının bir sebebi var olmalı. Çünkü kompozisyon adeta bizim bu üç figür arasında bir anlam yaratma gayesiyle çizilmiş gibi durmakta. Elinde haç taşıyan figür sanki dine karşı olan bakış konusunda bir mesaj içerirken orta kısımda ki önde bulunan figür daha aristokrat bir halde bulunurken en arkada bulunan kısım bir serf halinde tanımlanabilir.


 

Sokrates’in Ölümü

Sokrates’in Ölümü, Fransız ressam Jacques-Louis David’in 1787 yılında yaptığı bir yağlıboya tablodur. Bazı Atinalılara karşı düşüncelerini ifade etmesi ve gençlerin ahlakını bozma suçlamaları sonucunda baldıran zehri içirilerek ölüme mahkûm edilen Yunan filozof Sokrates’in ölüm sahnesini temsil eder.


 

İçeriği

Tablo aynı zamanda yatağın ucunda keder içinde oturan Platon’u ve Sokrates’in dizini kavrayan kişi olarak ise Kriton’u tasvir eder. Sokrates sürgüne gitme seçeneğine sahiptir (Ve bunun sonucu olarak felsefi /filozofik misyonunu bırakacaktır) ya da baldıran zehri içerek ölüme mahkûm edilecektir. Sokrates ölümü seçmiştir. Bu tabloda, kırmızı elbiseli bir öğrencisi (Ya da müridi) baldıran zehrinin bulunduğu kupayı kendinden emin olan Sokrates’e uzatır. Sokrates’in göğü işaret eden eli, onun tanrılara duyduğu derin saygıyı ve ölümüne karşı korkusuz duruşunu gösterir.

 

Odanın çıkışında merdivenlerdeki arkasını dönmüş Sokrates’e el sallayarak veda eden kişi ise eşi Xanthippe’dir. Sokrates’in yanına gelip “Seni haksız yere idam ediyorlar.” diye söylenip ağlamaya başlayınca Sokrates’in “Haklı yere idam etselerdi daha mı iyiydi?” şeklindeki ironisi, onun kişiliğini ortaya koyar.

 

Diğer tabloların yanısıra sadece bu eserde bizi bakan kişinin kim olduğunu ve orada neden bulunduğunu biliyoruz. Garip bir şekilde bu figür elini kaldırma ve son kez hoşçakal deme ihtiyacı yaratıyor insanda.

 

 

 

 


 

Dr. Nicolaes Tulp’un Anatomi Dersi

Dr. Nicolaes Tulp’un Anatomi Dersi (Orijinal ismi: De anatomische les van Dr. Nicolaes Tulp), Rembrandt’ın 1632 yılında, yağlıboya ile tuval üzerinde çizmiş olduğu tablo. Eser Mauritshuis Müzesi’nde sergilenmektedir. Tabloda o dönem yılda sadece bir kere düzenlenen anatomi dersi resmedilmiştir.


 

 

İçeriği

 

Resimde XVII. yüzyıl Hollandasının ünlü cerrahlarından Dr. Nicolaes Tulp tarafından düzenlenen bir anatomi dersi ve bir grup cerrah tasvir edilmiştir. Resimdeki olay 16 Ocak 1632 tarihinde gerçekleşiyor. Olay bir anatomi dersi olsa da tabloda cerrahi aletler ve kan yoktur, bunun yerine tablonun sağ alt köşesinde açık bir kitap bulunur.

Doktor Tulp cesetin kol kaslarını incelemektedir. Diğer cerrahlar ise onu izliyorlar. Tablonun sol üst köşesinde ressamın imzası yer alıyor. Rembrandt’ın bu tabloyu gerçek boyutlarda yapması ve kullandığı ışık ayarı ona doğallık kazandırmıştır. Dr. Nicolaes Tulp’un Anatomi Dersi Rembtandt’ın Amsterdam’a taşındıktan sonra yaptığı ilk tablodur. Hollandalı ressam Vincent Van Gogh, kardeşi Theo’ya yazdığı bir mektupta ‘’Rembrandt’ın Anatomi Dersi adlı eserini gördün mü?’’ diye sorar, ardından ise “…Tenin tonlarını hatırlıyor musun? Toprak, çırılçıplak toprak, özellikle de ayaklar… Bir de yer yer-aslında bütünüyle-giysinin tonuyla yüzün tonu arasında bir kontrast var…’’ der.

Dr. Tulp’un hemen yanında ki adetâ bize bakan figürün elinde ki parşömende; odada bulunanların isimlerinin bir listesi bulunuyor ve adeta kayıt etmek adına orada bulunuyor gibi bir hali var. Tablonun en tepesinde bulunan figürümüz açıkca (ki sanatçı bakış açısını tam olarak doğru çizememiş de olabilir) bize bakıyor. Ve konunun bütünlüğünden uzak bir konumu var.


Peki ya siz ne düşünüyorsunuz? Sizce sanatçılar bilinçli mi yapıyorlar bunu yoksa tamamen kompozisyon gereği mi? Yorumlarınızla bu konuda derinleşmemize yardımcı olabilirsiniz.