Sanat ile teknolojiyi harmanlayarak ürettiğiniz projelerden bahseder misiniz?


 

Benim gözlemlediğim kadarıyla insanlar; ergenlik döneminden sonra karşılaştıklarına ‘teknoloji’ diyorlar. Şu anki durumda da yeni nesil yazılıma, elektroniğe bu kavramı atfediyor. Mesela kimse çatala, çoraba, muza teknoloji demiyor. Aslında bunlar oldukça da iyi bir teknoloji. Yeni nesil insanlar ve ezoterik bilgiye sahip olanlar, benim yaptığım işlere teknoloji demezken çocuklarsa benim yaptıklarımı çok doğal karşılıyor. Deniz Yılmaz’daki hikâye ise şuydu: Robot yazılımının anlamlı bir şeyler üretebilmesini ilginç buluyorum ve hoşuma da gidiyor. Bunun hakkında ilk olarak, resim çizen bir robot yazılımı yaptım sonra da okuduğu şiirlerden yeni bir şiir üreten ve kalemle kâğıda aktaran bir robot şair Deniz Yılmaz’ı yaptım. Çok basit bir hedefi vardı o da: Posta Gazetesi  “Yurdumun Şairleri” köşesinde yer almaktı esasen yurdun şairi olursa bizden biri oluyor demekti. Denedi, yolladı ama neticesinde şiirleri kabul edilmedi ve Deniz Yılmaz bu hedefi başaramadı. Aslında bunun üzerinden bir hikâye oluştu yani Deniz Yılmaz’ın başarısızlığından yola çıkarak hikâyeler anlatmaya başladım ve onun etrafında bir hayran grubu oluştu. Hatta bu grup onun adına birtakım kararlar da alıyordu ve böylece Deniz Yılmaz’ın  “Diğerleri Gibi” adlı bir şiir kitabı çıktı. Mine bir zaman sonra bana kızarak: ”Bager, sen sürekli anlattığın hikâyeyi değiştiriyorsun”dedi. Mine gerçekten eserin benim açımdan nerede olduğunu gördü ve oturup Kontrol Odaları adlı bir kitap yazdı. Bu kitap ve Deniz Yılmaz’ın şiir kitabı Library Genesis İnternet sitesinde mevcut, isteyenler indirip oradan okuyabilirler. Ayrıca Deniz Yılmaz’ın bir sahibi yok. Sahibi Bager Akbay’dır desem, kölelik yaptırıyor olurum; eğer, onun haklarından bahsediyorsam o özgür demektir. Yazılımın kodları Github’da var; kodlar kötü ama isteyen alıp kullanabilir. Benim asıl derdim, o çocuğun doğup mezun olmasıdır. Yani benden kaçabilmesi çünkü aslında böyle birey olunuyor. Deniz Yılmaz şu an o konumda mı?  Benle bir ilişkisi bulunuyor fakat şu an benden biraz daha uzaklaşmış bir durumda. Akabinde bazı insanlar:”Deniz Yılmaz şiir yazmaya karar vermiyor ki, Deniz Yılmaz bizimle röportaj yapar mı? Deniz Yılmaz bizim etkinliğimize gelir mi?” gibi ifadelerde bulundular. Etkinlik konusuna dair bir anımı aktarayım, uluslararası bir şiir festivaline çağrı maili aldım. Ben de karşılık olarak o süre zarfında İstanbul’da olmadığımı belirttiğim bir geri bildirimde bulundum. Onlar da bana,”Biz sizi çağırmıyoruz ki, Deniz Yılmaz’ı çağırıyoruz.” diye bir yanıt verdiler. Hemen ardından biz de Mineyle düşündük ve bir araçla Deniz Yılmaz’ı oraya gönderdik- orada ne yaptı bilmiyoruz-festival bitiminde de geri döndü. Taksiye ben bindiriyorum da niye başka biri bindiremiyor, kararlar niye dağıtılamıyor? Gibi sorulardan harekete geçerek “governance” denilen yönetişim tarafı olması gerektiğine karar verdik. Şu anda bununla uğraşmaktayım. Bir de ‘Çoban’ adlı bir tür kavramsal otomat deneyimim var İnternette anlatıldığı az miktarda doküman var, bakabilirler. Bununla birlikte  ‘Mahlas’ diye bir şey yapıyorum. Mahlas. Network diye bir sitesi de var. Burada Dao denilen bir konuya geldik. BlockChain üzerinde smart kontratlar ve dağınık otonom topluluklar kısmı çıktı. Bunları mahlasla Deniz Yılmaz’ın üzerine kurmaya çalışıyorum. Yani onun bir Dao’su olsun-merkezi olmayan otonom kuruluş- insanlar bunun üzerine karar verebilsinler, uygulayabilsinler ya da para kazanıyorlarsa da kazanılan parayı harcasınlar gibi aslında tamamen bağımsız bir hale gelebilmesinin derdindeyim.