Çeviri faaliyetlerinin bir kültüre katkıları nelerdir?


 

Çeviri ne anlama geliyor? Onu çevirdiğinize göre, çeşitli konularda sizden daha ileride olan bir ülkenin, kazançlarını -ki bunun içinde fikirler, duygular ve teknikler var- kendi dilinizde ifade etmek ve kendi bilgi birikim malzemenize almak istiyorsunuz. Kim kimden çeviri yapar? Daha az gelişmiş, daha çok gelişmişten çeviri yapar. “E hocam hiç Türkçe’den çevrilmez mi? Türkçe’den de çeviri yapılır. Yaşar Kemal İngilizce’ye çevrilir. Veya Gabriel Marquez de İngilizce’ye çevrilir. Niye çevrilir? Çünkü onun sanatta özel olarak bir durumu vardır, onların duyarlılığı veya dünya görüşü çok özeldir. Yeni bir tarzdır o, yeni bir üsluptur.

 

Batı’lının da kendi dünyasında, kendi tarzında o üslup çok değerlidir veya o üslubun en önemli temsilcisi budur. Onu da çevirirler. Kısacası neyi çeviririz biz? Sahip olmadığımız şeye sahip olmak için. Bu kadar. Yani kötü mal alır mıyız biz? Yani bizim buzdolabımız varken gidip de Nijerya’dan buzdolabı alıyor muyuz? N’apıcaz Nijerya’dan buzdolabını? Aynı şey orada da söz konusu. Antik Yunanlardan çeviriyi kim yaptı? Müslümanlar. Ne zaman? 8. ve 9.yüzyılda. Niye yaptılar? Çünkü bilimsel ve felsefi bilgiye sahip değillerdi. Çevirdiler ve ona dayanarak bir şeyler yaptılar. Sonra Avrupa, Müslümanlardan bu bilgileri aldı, 12 ve 13.yüzyılda, büyük bir çeviri faaliyetiyle. Biz ne yaptık? Allah razı olsun Hasan Âli Yücel, İsmet İnönü’ye… 1940’larda Dünya Klasiklerinden çeviriler ve Maarif Vekâleti tarafından Batıda veya Doğuda ne kadar klasik varsa -edebiyat, felsefe veya tiyatro- çevirdik. Çevirdik de ben çıktım ortaya… Veya bana benzeyen insanlar çıktı. Yani o bilgilere sahip olduğumuz için.

 

Şimdi ben bu konuşmaları neyle yaptım sizinle? Kant’tan, Aristotales’ten, Platon’dan bahsettim. Eğer o kitaplar çevrilmemiş olsaydı ve o kitaplardaki görüşler, bu bilgiler benim için kazanılmış olmasaydı nasıl bahsedecektim ben. Benim kültürümde yoktu ki bunlar. Çeviri çok açık, yani çevirinin amacı da belli. Çeviri, sahip olmadığımız kazançlara -tekrar ediyorum- çeviri yoluyla sahip olmak. “Peki canım, her alanda bu aynı ölçüde değerli midir? Herhalde değildir. Yani Shakespeare’i çevirmekle ile Aristotales’i çevirmek aynı şey değildir. Çünkü Shakespeare adlı adamın tiyatrosunun veya dramasının Shakespeare’in kullandığı dil ile de bir ilgisi vardır. Şiir o kadar kolay çevrilmez ama Aristotales’i daha kolay çevirebilirsin. Yani bazı çeviriler, bilimsel ve felsefi eserler çok çok daha çevrilebilir eserlerdir. Ama bazı Sappho’nun şiirleri, Homeros’un çevirisi… E ben Homeros’un Yunancasını bilmiyorum. Muhtemeldir ki adamın o destanının sanat, estetik ve duyarlılık kaliteleri dilde çevrilirken büyük ölçüde kayboluyordur. Olsun. Oradan sadece bir fikir rezidüsü ve olaylar örgüsü hakkındaki bilgimiz kalıyor. O da olsun. Çeviri zaten büyük uygarlıklara girmenin, onlara nüfuz etmenin veya büyük uygarlıkların duygu ve düşünce -hep aynı şeyi tekrar ediyorum, sadece düşünce değil- düşünce ve duygu dünyasına nüfuz etmenin biricik yolu. Başka bir şey yok. Başka bir imkân yok.