Hayatın belli dönemlerinde bazı olaylara şahitlik ediyoruz. Olaylar çok farklı zamanlarda ve coğrafyalarda olsa da bir ortak nokta bulmak mümkün olabiliyor. Heath Ledger ile Mehmet Emin Toprak’ın ortak noktası da aynen böyle.

 

 

Heath’de Mehmet Emin’de bu hayata 28 yaşında, arkalarında büyük birer ödül ve yüzlerce sevenin gözyaşını bırakarak veda ettiler. Heath, en iyi yardımcı erkek Akademi ödülünü, Mehmet Emin ise Cannes’da en iyi erkek oyuncu ödülünü göremeden bu dünyadan çok uzaklara gitti.

 

 

Heath 90’ların başında Avustralya’da oyunculuk kariyerine başladıktan 8 yıl sonra 1998’de ABD’ye gidip tam bir profesyonel oyunculuk isterken, Mehmet Emin 1997 yılında kuzeni Nuri Bilge’nin isteği üzerine tam bir amatörlük / doğallık ile oyunculuk hayatına başlıyor.

 

Heath’in Amerika’ya geldikten sonra birçok projede yer alması onun mesleğine dair sorgulamalara sebep oluyor:

 

“Kendimi bir şişe kola gibi hissetmeye başlamıştım. Ve çevremde beni popüler bir şişe haline getirmek için pazarlama dolapları dönüyordu. Ve bilirsin, kolanın tadı bok gibidir ama her yerde posterleri vardır, o yüzden insanlar satın alır. İşte ben de bok gibi bir tadım varmış ve sebepsiz yere satın alınıyormuşum gibi hissediyordum”

 

 

Mehmet Emin ise ilk filmi Kasaba’dan sonra gördüğü yoğun ilgiden ve kalabalıklardan hoşlanmayan, hayatı yaşamaya çalışan sırf hatırı için kuzenini kırmayan, oyunculuğu hiç bir zaman bir kariyer olarak görmeyen bir adamdı. Ve hatta bir röportajında kendini şöyle ifade ediyor:

 

“Herhangi bir hedefim olmadığı için belki de sinemada oyunculuk yaparken, daha doğal davranıyorum. Evlendim, bir işim var; memleketimi bırakıp gitmeye hiç niyetim yok”

 

Heath’in oyunculuğa bakışı tamamen profesyonel bir kariyer olduğu için her filmden önce günler ve hatta belki de haftalarca o role girebilmek için kendini mental olarak hazırlamaya çalışması oyunculuğa ne kadar önem verdiğinin bir göstergesidir. Zaten son filmi Dark Knight (Kara Şövalye) filmindeki “Joker” karakteri için 6 ay boyunca bir otel odasında tek başına kendi kendine belirli bir psikoloji içerisine girmeye çalışması ve yozlaşmış alt kültüre hakim olmaya çalışması da bunun bariz bir örneğidir.

Biri en iyi kötü karakter, diğeri en doğal oyuncu olarak bu dünyadan göçüp giderken dünyaya çok anlamlı bir mesaj bıraktılar aslında:

Ölümün ne zaman ve ne şartlar altında geleceği hiç belli olmaz, yaşamaya bugün başla.

 

 

 

Mehmet Emin Toprak’ın Ölümü Üzerine,


 

 

Heath Ledger’ın Ölümü Üzerine,