Ay’ın karanlık tarafından gelen tınıların Maçka’da yankılandırdığı soru işaretleri.


 

 

Hafif ıslak çimenlerinde oturuyorum Maçka Parkı’nın

Ve gökyüzünde yankılanan Pink Floyd eşlik ediyor yalnızlığıma.

Hislerim doğruysa Ay’ın karanlık tarafından geliyor bu dizeler:

“And if the cloud bursts thunder in your ear
You shout and no one seems to hear
And if the band you’re in starts playing different tunes
I’ll see you on the dark side of the moon.”

 

Bir Dünya’dayım:

İnsanlardan çok uzakta oluşturduğum bir Dünya

İnsanların arasında…

Bir Dünya:

Satürn’ün hiç bu kadar yakın olmadığı,

Çatlaklarından mavi yağmurlar sızan,

Hançeri kalbinden çıkarılmamış eflatun bir gökyüzü

Ve pembe kaktüsler ile kanatları kararmış kelebeklerin bulunduğu çoraklaşmış bir yeryüzünden oluşan!

Bir Dünya.

 

Kelebekler uçuyor sonsuza kadar uçacaklarmış gibi,

Kaktüsler birbirlerine sarılıyor sanki hiç canları acımıyormuş gibi,

İnsanlar ise, insanlar…

Hiç ölmeyecekmişçesine kırıyorlar birbirlerini,

Gözlerini kırpmadan kuruyorlar o lanet can pazarlarını,

Umursamazca daha da derine saplıyorlar hançeri

Ve öldürüyorlar doğayı, öldürüyorlar yaşamı!

 

Onlar;

Duymuyorlar attığımız özgürlük çığlıklarını,

Hissetmeyecekler Satürn’ün fısıldamasını,

Görmüyorlar hakikatin sevmekten geçtiğini

Ve bilmeyecekler özgürlüğün ne demek olduğunu!

 

Peki biz?

Ulaşacak mıyız hakikate?

Göçebilecek miyiz bu kokuşmuş Distopya’dan?

Renklendirebilecek miyiz o canım kelebeklerin kanatlarını?

Sahi, arındırabilecek miyiz onları yüklerinin acısından?

Yoksa

Unutacak mıyız her şeyi?

Tıkanacak mı bizim de kulaklarımız

Bu Distopya’nın mutlu(!) insanları gibi?

Ümitsizce soruyorum:

Alışacak mıyız her şeye?

 

emirhan mete


 

 


 

Kaynakça: 

Pink Floyd – Brain Damage, Capitol Records, 1973