Da Vinci tarafından 1490 ve 1500 yılları arasında, Kral XII. Louis için komisyon ile resmedildiği düşünülen eserdeki figür İsa’dır. Rönesans kıyafetleri ile sol elinde şeffaf bir küre tutan, sağ eli ile de kutsama işareti yapan figür, net bir şekilde gözleri ile izleyiciye bakmaktadır.

 

 

1763 ve 1900 yılları arasında ortadan kaybolan eser, ilk önce Sir Charles Robinson’ın eline Bernardino Luini’nin bir eseri diye tanıtılarak geçmiştir. Luini, Da Vinci’nin sıkı bir takipçisiydi bu nedenle resmin kime ait olduğunu uzmanlar tarafından çözmek de kolay görünmüyordu. 1958 yılında ise İngiltere Sotheby’s açık arttırma şirketi tarafından satışa sunulan eser 125$ gibi bir fiyata alıcısını buldu ve bir kez daha ortadan kayboldu.

 

 

2005 yılında küçük bir açık arttırmada tekrar ortaya çıkan eser, 2017 yılında New York’da Christie’s tarafından düzenlenen bir açık arttırma ile $450,312,500 gibi bir fiyata alıcı buldu. Bu fiyat, eseri en yüksek fiyata satılan sanat eseri olarak tarihe geçirdi. 

 

 

Eserin Da Vinci’ye ait olup olmadığı uzun bir süre tartışıldı. Restorasyon işlemleri sırasında New York Üniversitesi’nden Diana Dwyer Modestini, Mona Lisa’yı da inceledi ve iki eserdeki figürün de dudaklarındaki renk geçişlerinin neredeyse kusursuz olduğunu ve aynı ressam tarafından yapıldığının açık olduğunu öne sürdü.

 

 

Tüm eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de İsa figürünün elleri, Da Vinci tarafından çok detaylı bir biçimde resmedilmiştir. İnsan elini mükemmel bi şekilde tuvale yansıtmak isteyen Da Vinci, ölmüş insanların uzuvlarını keserek inceler ve vücudun her noktasını bu şekilde çalışmayı severdi. 

 

 

Eserde en önemli teknik kısım ise İsa’nın saçlarıdır. Saçların, tıpkı su gibi yaşayan ve hareket eden bir madde olduğunu düşünen Da Vinci, usta bir ressam olduğunu figüre çizdiği bukleler ile bir kez daha kanıtlamıştır. 

 

 

İsa’nın sol elinde tuttuğu küre, ilk akla gelenin aksine bizim yaşadığımız fiziksel dünyadır. Figürün kendi bedeni ise spiritüel dünyayı temsil eder. İsa’nın Dünya’da var olduğunu değil, bir kurtarıcı olarak Dünya’nın İsa sayesinde var olduğunu imgeler eser zihinde.

 

 

Tarihe Son Da Vinci olarak geçen eser, bir müze dışında tüzel bir kişinin sahip olduğu tek Da Vinci eseridir. Teknik açıdan bir şaheser olarak görülen eser, Da Vinci’nin ustalığını yansıtmanın dışında sunduğu imgeler ile de inceledikçe yeni anlamlar ortaya çıkaran, bereketli bir sanat eseridir.


Resmin Harmonisini Spotify’da dinlemek için tıklayın.