Şehveti sünger gibi içine çeken insan furyasına

Karakol lambası olma düşüyle uyandım bu sabah

Eğilen sırtımı düzledim pencereyi perdeden ayırırken

Ve memleketim

Minicik avuçlarına sıkıştırılmış muskasıyla

Feryat eden bebeğin sesiyle uyandı.

Sokaklar kırmızı bir çarşafsa

Bu acı çarşafa damlayan kan damlası kadar sezilmezdi.

Kibar bir hanımefendinin ceket cebi kokuyor ruhumuz

Biraz karıştırılsak

Tuttuğu ellerin sesiyle dolu mendillerimiz çıkar dışımıza

Baktım sisi kalkmayan göğümüze

Balkonlar ve merdivenler insan yükü taşımaktan rezilce

Güller araba mazotlarından büzüşmüş soruyorlar

Kasım’ın perde arkasında kalan güzelliğimizin

Hesabını kim soracak,

Kim öcünü alacak bu çirkinliğimizin?

Sordum

Sonbahar değil miydi bu halinizin sebebi

Dediler Sonbahar evimizdi

Sebebimiz o olsa ancak sarı olacaktı rengimiz…

 


 

karaca