“Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın, Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın, Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı;
Beni bensiz bıraktın; beni sensiz bıraktın.”

Fa, diğer altı ihtiyarın enstrümanlarıyla kendisine tam zamanında katılmasıyla sanki daha da güzelleşen sesiyle şarkıyı kavradı…

Anason kokulu ihtiyar, hani şu arabeskin berduşu olan, biraz önceki hiddetini, sanki zamanın yamyam bankaları tarafından faiziyle birlikte geri alınmış bir emanetmişçesine kaybetmişti.

Fa, siyahlar içindeki ses tanrıçası… Gözlerinden süzülen incilere inat, kaç oktav çıktı, kaç oktav indi? Kimse sayamadı.

Mi, duygusuz kemancı… O yıllardır önünde duran, hiç dokunmadığı kemanının yayıyla karanlığı bir cerrah titizliğiyle yararken, onun da gözleri dolmamış mıydı?

Sanki ilk konserini veren bir avuç gençti bu ihtiyarlar… Öyle tutku, öyle heyecan….

Şarkı biter bitmez, Fa geldikleri kapıya doğru elbisesini çekiştirerek ilerledi… Hemen arkasından, bu davetsiz alkoliğe nefret bakışları fırlatan Mi ve diğerleri her zaman olduğu gibi vedasız, selamsız ayrıldılar…

Fa mükemmel sesiyle başladığı şarkıyı, aynı güzellikte bitirirken, Nafiz koluna girmiş olan ihtiyar berduşun ağırlığını henüz hissetti. Oysa şarkı başladığından beri kolundaydı. “Notalar”ın oturduğu hilal şeklindeki masanın tam ortasında bu iki adam, birbirlerine dayanmış titriyorlardı.

Nafiz tekrar gökyüzüne baktığında yıldızların titreştiğini farketti… Belki çok uzaklardan Fa’nın sesini duymuş hıçkıra hıçkıra ağlıyor, bu sebepten titriyorlardı, kim bilir?… Babası burada olsa cevaplar mıydı?


Biraz önceki ahenkten eser kalmamıştı ve yıkılacak gibi duran ihtiyar birden irkildi, ceketinin kir içindeki kollarıyla yüzünü kabaca sildi ve Nafizi çekiştirerek çıkışa sürükledi. Koridor boyunca söylendi:

-Ben bırakmışım öyle mi? Merdivensiz, yelkensiz? Ben içimdeki közü körüklemek için kaç ney kamışını kül etmişim haberin var mı senin?

Burnunu çekip derin derin soluk alıp verirken adımları giderek hızlanıyordu:

-Kapatın pencerenizi, feryatları duymasın kulaklarınız! Kapatın ulan kapınızı! Hep böyle yaptınız… Sizin kemanlarınız ağlamaz! Yürek ferahlatan salon çalgılarınız, acıyla yoğrulmuş sözlere eşlik edemez!

Kapıdan çıktılar ve ihtiyar son kez ışıkları sönmüş eve döndü. Bir süre duraksadı ve belki de yıllarca hazırladığı bu tiradı bitirdi:

-Ceplerinizin  ağzını fakirlere kapatın! Gönlünüzün kapılarını hissiyata kapatın!

İhtiyar, Nafiz’in mengene gibi sıktığı bileğini fırlatırcasına bıraktı:

Eliyle çalıları işaret ederek “Arabaya!”, dedi. Lakin Nafiz’in aksi yöndeki, arka tamponu hâlâ fena halde olan arabasına seğirttiğini görünce:

-Ben o arabaya binmem! Seni de bindirmem! Yürü bu tarafa…
-Lakin beyefendi, yürür aksamında bir sıkıntı yok. Üstelik buraya kadar onunla geldim… Hem… Alkollüsünüz…

İhtiyar sırtını çalılara döndü, ceketinin iç cebinden çıkardığı cep konyağının kapağını açarken gözlerini kısarak fısıldadı:

-Henüz değil!

~~~

İhtiyarın külüstür arabasının içinde, yarı açık camlardan içeri giren hava ucuz sigaranın, ekşimtrak dumanını dağıtıyordu… Nafiz bir yerden sonra ihtiyarın elindeki konyak şişesinin kendi elinde olduğunu farketti. İhtiyarın susmaya niyeti yoktu:

-Kaç hafta oldu ulan o kız sana çarpalı?
-Üç… Sanırım…
-Peki neden o baba yadigarı güzelim Mercedes hâlâ öyle yaralı?…

Nafiz kekelerken ihtiyar kendi sorusuna cevap verdi:

-Çünkü hem avcıyı sevdi gönül, hem yarayı! Değme tabip, değme kaportacı… Öyle değil mi?

İhtiyar cevap beklemedi… Gece Nafiz için flulaşıyordu. Yol, her nereye gidiyorsa bitmiyordu, konyak gibi, sigara gibi, her virajdan sonra biraz daha yol, bir dal daha sigara, bir yudum daha konyak…

Elif’i düşündü uzayıp giden sıra sıra ışıklara bakarken. Dün taburcu olmuştu. Evine kadar izlemişti. Sapık gibi! Halbuki halasıyla tanışmıştı, çok da sevmişti kendisini. Ama yok! O gözlere bir daha bakmaya yüreği dayanamazdı.

İhtiyar düşüncelerini dağıttı:

-Ne dönüyor o şapkanın altında? Kızı mı düşünüyorsun? Hah müziksiz olmaz o!…

Eski teyp çalıştı, çalana Nafiz anlam veremedi… Şarkılara çok ağlak, bir dizi yaylı eşlik ediyor, vurmalı çalgılar baştan sona susmuyor, solist, artık her kimse detone, ağlamaklı…

Sözlerini zaten kafası almıyordu…

Dikenli yollarda yaya kalanlar…
Sabahsız gecelerin kucağındaki “Çilekeş”
Hiç bir zaman gülemezmiş “Aldatılanlar”…
Yakarsa dünyayı garipler yakarmış…

İhtiyar habire konuşuyordu:

-Bak, zehir tacirleri… İşte hayat kadınları! Translar da var, bak!

Nafiz kafasını dışarı çevirirken çalkalanan midesini zaptetmenin derdindeydi…

Müziğin hüznü, gördüklerini daha da netleştiriyordu…

Gece vardiyası işçileri… Hep bıkkın şoförler… Seyyar satıcılar… ve bitmez tükenmez konyak, sigara, yol ve arabesk…

-Diyar diyar dolaştırdılar seni! Etekli heriflerden tulum dinledin ta nerelerde… Hiç geldin mi bu şehrin burasına? Hiç bunların ne dinlediğini merak ettin mi? Onlar göremezler! Müzik dediğin, o “Yedi Nota”dan ibaret değil Nafiz! Bak ne dedim orada, “Aranıza diyez, bemol bile alamazsınız!” Ne de güzel dedim… Sıfırla birin arasında kaç sayı var Nafiz? İşte bunlar yok der! “Doğal”dan saymazlar “Reel”i…

Kimdi bu ihtiyar? Konseyi nereden tanırdı? Kendisini ne zamandır takip ediyordu? Bu ilk kez dinlediği şarkı nasıl bu kadar tanıdıktı? Bu araba nereye gidiyordu?

~~~

Araba nihayet durduğunda güneş doğmak üzereydi. Beraber kaç şişe konyak içmişlerdi? Arabanın neden iki direksiyonu vardı? Her şey neden bu kadar bulanıktı?

~~~

İhtiyar bir kapının önüne getirdi onu. Alkolden şişip neredeyse ağzına sığmayacak dilinde bir kaç cümle daha geveledi:

-Her kapı böyledir Nafiz! Açılır ve kapanır! Ben inat ettim, çalmam dedim, çalmam da ama sen bu kapıyı çalacaksın koçum!

Nafiz bu evi, bu kapıyı hatırlar gibi olmuştu… Gözlerini ovuşturarak sabahın alaca karanlığında, gözlerinin sarhoş  bulanıklığıyla etrafını ayırt etmeye çalışıyordu.

Kapının önünde belki de sabah melteminin yardımıyla dengede durabilen bu iki yoldaş kapının henüz çalınmamışken açılmasıyla irkildi.

Elif, eşofmanlarını giymiş, sabah koşusu için çıktığı o kapıyı aralamıştı sevgili okur!

 

…beşinci bölümün sonu…

Altıncı bölümü okumak için tıklayınız.

 


 

Bu bölümde geçen şarkı: