Etrafımızı sarmış görünmeyen fakat fazlasıyla gören gözleri akademik bir şekilde irdeleyen, ürpertici bir metin.


 

Biraz önce telefonu kapattınız ve internette dolaşmaya kaldığınız yerden devam ettiniz. Fakat birden ekranda diş fırçası, diş macunu gibi reklamlar görüyorsunuz. Az önce telefonda arkadaşınıza dişinizin ağrıdığından bahsetmiştiniz. Yoksa dinleniyor musunuz? Birileri sizi takip mi ediyor? 1984 romanı gerçek mi oluyor yoksa? Aslında telefon konuşmasından önce internette diş ağrısı ile alakalı bir şeyler araştırmıştınız. Kullanılan algoritmalar sayesinde önünüze bu sorun ile alakalı reklamlar gelmeye başladı. Başka bir konuyu araştırdıysanız önünüze o konu ile alakalı reklamlar gelecekti. Korkmanıza gerek yok. Bunlar sadece basit logaritmalar. Ya da korkmanıza gerek var mı?

 

Cambridge Analytica, veri madenciliği, veri komisyonculuğu ve seçimler için stratejik iletişim kapsamında veri analizi yapan İngiltere merkezli siyasi danışma şirketidir. 2013 yılında SLC Group’un yan firması olarak hizmet vermeye başladı. Cambridge Analytica şirketinin kısmi sahibi Amerikan risk portföyü yöneticisi olan muhafazakar görüşlü Robert Mercer ailesidir. Amerikalı seçim yöneticisi, iş adamı, emekli subay ve medya yöneticisi olan Stephan Bannon vasıtasıyla şirket CEO’su Alexander Nix ile tanıştırılan Mercer, şirkete 15 milyon dolar yatırım yapmıştır. Hindistan, Kenya, Malta, Meksika, Arjantin, Nijerya, İngiltere ve Amerika dahil olmak üzere 200’den fazla seçimde etkin rol oynamışlardır. En ses getiren çalışmaları ise Donald Trump‘ın Amerika Birleşik Devletleri başkanı seçildiği 2016 başkanlık seçimleridir. Yukarıda ismi geçen Bannon bu dönemde Trump’a seçim kampanyası yöneticiliği yapmıştır.

 

Neden en ses getiren çalışma Amerikan Başkanlık Seçimleri? Elbette konunun Amerika ve Trump olması büyük bir etken fakat yapılan çalışma ve izlenilen metot incelenince konu daha da ilginç bir hal alıyor. 2017 yılının sonunda 4 aylık bir araştırmaya başlayan İngiliz Channel 4 kanalı, sözde Sri Lanka seçimlerine yardımcı olması amacıyla Cambridge Analytica ile olan görüşmeleri video kaydına alıyor ve  2018 mart ayında bunları yayınlıyor. Ve kıyamet kopuyor. Videolarda sadece veri madenciliği, veri komisyonculuğu ve seçimler için stratejik iletişim kapsamında veri analizi yok. Bunun dışında yolsuzluk, rüşvet, manipülasyon ve Ukraynalı güzel kızlar dahi var. Ardından şirket CEO’su Nix parlamento tarafından sorgulanıyor. Şirket çalışanlarından Christopher Wylie itirafçı oluyor ve şirket ile alakalı her şeyi anlatıyor. Fakat parlamentoda sorgulanan sadece Nix değildi. Facebook’un kurucusu ve CEO’su Mark Zuckerberg de Amerikan parlamentosu tarafından sorgulanmıştı. Peki neden bir teknoloji şirketinin CEO’su böyle bir olay sonrası sorgulamıştı?

 

 

2014 yılında Cambridge Analytica, Amerikan Başkanlık Seçimleri ile alakalı çalışmalara başlıyor. Cambridge Üniversitesi’nden Prof. Aleksandr Kogan‘ın önerisiyle isteyen Facebook kullanıcılarına bir uygulama yükletiliyor. Bu uygulama karşılığında ise birkaç dolar para veriliyor. Fakat uygulamayı yükleyenlerin profil bilgilerinin dışında o kişilerin Facebook arkadaşlarının bilgileri de şirket tarafından ele geçiriliyor. Yani şirket çok cüzi bir miktar karşılığında 2-3 ay içinde 50-60 milyon kişinin profiline ulaşıyor. Yapılan şikayetler sonrası Facebook, “arkadaşlarının profil bilgilerini 3. parti uygulamalarla paylaşma” özelliğini kapatıyor. Fakat artık çok geç. Çünkü Cambridge Analytica bilgileri çoktan edinmiş. Ardından Facebook, Cambridge Analytica’ya toplanılan bilgilerin silinmesini sadece bir e-mail yoluyla söylüyor. Cambridge Analytica ise yine bir e-mail yoluyla bilgilerin silindiğini söylüyor ama tabi ki silmiyor. Facebook kanıt aramadan ve bilgileri toplanan kullanıcılarına bir uyarı bile göndermeden konuyu kapatıyor.

 

Cambridge Analytica, 2016 yılında Trump‘ın seçim kampanyasında halka açık olan başka sosyal medya bilgilerini ve gerçek dünyadaki kişisel bilgileri kullanarak devasa bir seçmen modeli oluşturuyor. Bu model sayesinde neredeyse kişiye özel bir seçim propagandası başlıyor. Bu propaganda Facebook’un kendi reklam platformu üzerinden dağıtılıyor. Facebook hem bu bilgileri satarken hem de bu bilgilerle optimize edilmiş reklamları kullanıcılara ulaştırırken para kazanıyor. Cambridge Analytica, muhafazakar grupları kışkırtıcı ve örgütleyici reklamlar sunarken karşı gruplara moral bozucu içerikler gönderiyor. Yani bu içerikler kişiye özel olarak hazırlanıyor ve başkaları göremiyor. Bir kişinin başka bir kişiyi uyarma şansı yok çünkü ona da aynı reklamlar vs. geliyor zannediyor. Yapılan bu çalışmalar meyvesini veriyor ve Donald Trump başkan seçiliyor.

 

Cambridge Analytica tarafında yaratılan bu modelin adı OCEAN. O: Openness(Açıklık) C: Conscientiousness(Titizlik) E: Extraversion(Dışadönüklük) A: Agreeableness(Uygunluk) N: Neuroticism(Nevrotiklik) anlamına geliyor. Bilgisel iletişimin aksine davranışsal iletişimi temel alıyor. Köpek balıkları olan bir denizin kumsalında köpek balıkları olduğundan yüzmek yasaktır yazılı olan bir tabela bilgisel iletişimi temsil ederken, köpek balığı resmi bulunan ve yüzmek yasaktır yazan bir tabela davranışsal iletişimi temsil eder. Davranışsal iletişim sayesinde OCEAN modeli daha başarılı oluyor.

 

 

Benzer özelliklere sahip kişiler bu model sayesinde analiz edilip kendilerine daha net bir biçimde tanılanıyor. Örneğin; evli, 40-45 yaş aralığında, çocuk sahibi olan, orta gelirli, aynı gazeteleri okuyan 2 kişi bu model ile analiz edildiğinde birinin daha titiz ve çevreyi düşündüğü, diğerinin ise daha dışadönük olduğu ortaya çıkıyor ve 2 kişiyi de etkilemek için farklı tarz reklamlara maruz bırakılıyor.

 

 

Channel 4 kanalının olayı ortaya çıkarmasının ve şirket çalışanı Wylie’nin itirafçı olmasının ardından Facebook, Cambridge Analytica ile çalışmama kararı aldı. Şirket CEO’su Alexander Nix kovuldu. Facebook olay sonucunda yaklaşık 50 milyar dolarlık değer kaybı yaşadı. Facebook’un ana savunması “bir güvenlik açığımız olmadı” şeklinde oldu. Asıl problem ise Facebook ve Cambridge Analytica gibi şirketlerin standart iş modellerinin bu şekilde olması.

 

Facebook, Google ve Apple gibi şirketler günümüzde o kadar güçlüler ve internete ve bazı uygulamalara o kadar bağlıyız ki bu uygulamaların çoğunun iş modeli bilgileri şirketlere ve siyasi partilere satmak ve ardından bunları reklam vs. olarak bize geri dönmesi. Bu durum belki de sahte oylardan, sandık çalmaktan daha önemli bir sorun. Sosyal medya kullansak da kullanmasak da davranış tarihçemiz kayıt altında ve başkalarının malı olmaya devam ediyor. Bu da gelecekteki davranışlarımızı etkilemek için kullanılıyor.

 

Örneğin; google.com/takeout sayesinde Google’a kaydedilmiş bütün veriler görülebilir ve alınabilir. Bu bilgiler; gmail, google chat, chrome, chrome password manager, photos, youtube, google store, calendar, google flights, timeline, google play, health, google plus, contacts, notes, blogger, drive (silinen dosyalar dahil). Böyle bir veri bilgisine sahip olmanın sayesinde bireyi kendinden daha iyi tanımak mümkün. Ve bunun sadece bireyin kendisine değil topluma olan yansımaları düşünüldüğünde olay daha da korkunç bir hal alıyor.

 

Çin, 2020 yılından itibaren tüm ülkede vatandaş puanlama sistemine geçileceğini açıkladı. Şu an belli pilot bölgelerde başlayan uygulama ile vatandaşların her anını görüntülenecek, sanal ortamdaki hareketleri izlenecek, kişilerin arkadaş seçimleri, faturaları zamanında ödeyip ödemedikleri, trafik ışıklarına uyup uymadıkları gibi detaylar takip edilecek ve bu maddeler kredi notlarını etkileyecek. İyi kredi notu alanlar iyi sosyal ve sağlık imkanlarından ve ekonomik ayrıcalıklardan yararlanırken kötü kredi notu alanlar kara listeye alınacak ve hareketleri kısıtlanacak. Bu durum adeta ünlü Black Mirror dizisindeki Nosedive bölümünü hatırlatıyor.

 

 

Eski Cambridge Analytica çalışanı ve itirafçı Christopher Wylie,”Eğer politikayı değiştirmek istiyorsanız kültürü değiştirmek zorundasınız. Çünkü politika kültürden beslenir. Eğer kültürü değiştirmek istiyorsanız kültürün öğelerini anlamak ve değiştirmek zorundasınız. İnsanlar, kültürün öğeleridir.” diyor. Yaptıkları bu çalışmayı “tam zamanlı propaganda aracı” olarak adlandırıyor. Bunun için sadece 270 bin kişiye çok cüzi bir ücret ödediklerini hatırlatıyor. Ve bu durum akıllara şu sözü getiriyor;

 

Ürün bedavaysa asıl ürün sizsiniz.


Channel 4, March 19, 2018, Data, Democracy and Dirty Tricks
The Guardian, The Cambridge Analytica Files
The New York Times, March 17, 2018, How Trump Consultants Exploited The Facebook Data of
Millions
OMR, March 10, 2017, Alexander Nix, CEO, Cambridge Analytica – Online Marketing Rockstars
Keynote
Medium, March 22, 2018, Immanuel Tolstoyevski, Facebook Skandalı ve Demokrasilerin Geleceği
Medium, April 3, 2018, Immanuel Tolstoyevski, Google’a Hediye Ettiğim 20 Milyon Sayfa Belge