Futbolun bireye neler yaşatabileceğini göz önüne seren, sanal bir menajerlik hikayesi.


 

Sezonun son maçı. Galibiyetten başka şans yok. Sezonun bitmesine 6 maç varken her şey bitmiş görünüyordu. Fakat liderin art arda yaptığı puan kayıpları sonucu şampiyonluk son maçta belli olacaktı. Galibiyet halinde takım şampiyon olacaktı ve iyi bir seri yakalanmıştı. Fakat son maçta ilk yarı bittiğinde takım 2-0 gerideydi. İşler iyi gitmiyordu. İkinci yarıya 2 değişikle başlandı. Takımı uyandırmak gerekiyordu. İkinci yarının ilk dakikalarında gelen gol umutları arttırdı. Daha sonra bir gol daha. Diğer maçlardaki sonuçlar istenilen gibiydi. Fakat hala bir gole ihtiyaç vardı. Dakikalar ilerledikçe ortam iyice gerilmişti artık. Ve 80. dakikaya yaklaşıldığında beklenilen gol verdi. Ortalık yıkılmıştı. Tüm stat ayaktaydı. Son düdük çaldığında takım şampiyonluğu ilan etti. İnanılmaz bir sezondu. Çünkü kupa aslanın ağzından değil adeta midesinden alınıp havaya kaldırılmıştı.

 

Bu yaşananlar gerçek hayatta değil Football Manager adlı oyunda yaşanmıştır. Oyunu oynayan kişi ise tabi ki bendim. Bayer Leverkusen ile başladığım kariyerimde unutulmaz bir sezon geçirmiş ve şampiyon olmuştum. Anlattığım ise o sezonun son maçıdır. Son gol olduğunda sadece ben ve yurt odamdaki arkadaşlarım değil yan odada oyunu oynayan arkadaşlarımla birlikte ayağa kalkmış ve gol sevincini doyasıya yaşamıştık. Fakat nasıl ve neden bir oyun insana böyle bir şey yaptırabilir? Neden en sevdiğim teknik direktör maç esnasında sakız çiğniyor diye ben de oyun başında sakız çiğniyorum? Ve neden bir oyun, aslında ne kadar yapmak istesem de yapmadığım ama yapanlara şahit olduğum, final maçında takım elbiseyle insanı bilgisayar başında oturtabilir?

 

 

Football Manager veya daha önceki ismiyle Championship Manager, menajerlik simülasyonu yapılan bir futbol oyunudur. Oyunda seçilen takımın maç taktiklerini ayarlamaktan tutun da antrenman programlarını düzenleme, antrenör ekibini seçme, oyuncu araştırması yapmaya kadar pek çok şey yapılabiliyor. Diğer futbol oyunları gibi oyuncular bizim tarafımızdan kontrol edilmiyor. Oyuncular kendi kararlarını kendileri veriyorlar. Tabi ki bizim taktik seçimlerimiz altında. Bazıları için eziyet olan ve “Bu nasıl bir oyun. Ben oynamadıktan sonra ne anlamı var. Saçmalık.” denilen bu durum bazıları için ise bir rüya, hayallerin gerçekleşmesi ve hayat tarzı.

 

Benim bu oyunla tanışmam ise tamamen bir tesadüf. İlk bilgisayarımın alındığı ve deli gibi oyun oynadığım dönemlerde Level adlı bir oyun dergisini takip ediyordum. Dergi her ay bir cd hediye eder ve cd’de bazı oyunların demo denilen kısa versiyonları olurdu. Yine bir gün derginin çıktığı haberi ile koştura koştura gazete bayiine gittim. Dergiyi alıp eve döndüm. Hemen “acaba hangi oyunların demoları var” diye merak ederek cd’yi taktım. İçinde Championship Manager 4 adlı bir oyunun demosu vardı. Futbola olan merakımın verdiği etkiyle oyunu yükledim. Başlarda oyunu bir türlü çözemiyordum. Bana çok karışık gelmişti. Hatta oyundan nefret etmiştim. Fakat nefret ile aşk arasındaki mesafe çok kısaydı. Oyunu anladıkça daha çok oynamaya başladım. Oyun satılan dükkanlardan oyunun tam versiyonunu bulup aldım ve benim için yeni bir dönem başladı.

 

 

Artık her sene oyunun yeni çıkan versiyonunu almaya başlamıştım. 2 sene sonra oyunun yapımcısı ve dağıtımcısı arasındaki sorunlar nedeniyle yapımcı ekibi oyunun ismini Football Manager olarak değiştirerek çıkarmaya başladı. Dağıtıcı ise Championship Manager ismiyle bu oyunu çıkarmaya ama tutmadı. Zaten nasıl tutmalıydı ki? Korner atışı esnasında uzun boylu orta saha oyuncumun ön direğe hareketlenip topu ceza sahası içine yönlendirmesi ve forvet oyuncum rakip takımın kalecisinin çıkıp topa sahip olmasını engellerken bir savunma oyuncumun sahte koşu yaparak dikkatleri üzerine çekmesi ve diğer savunma oyuncumun boş kalıp topu ağlara göndermesi taktiğini ayarlamayı sadece yapımcı ekibi sağlayabilirdi. Ve öyle de oldu. Football Manager hala yeni versiyonları ile çıkmaya devam ediyor.

 

Oyuna aşık olmuştum. En alt ligden bir takım alıp zirveye çıkarmaya çalışmak, tuttuğum takımı seçip çalıştırma şerefine nail olmak, sırf adı veya forma renkleri güzel diye hiç bilinmeyen bir ligin bir takımı çalıştırmak, saatlerce oyuncu araştırması yapmak ve taktikleri ayarlamak, bir maç daha oynayıp uyurum ile başlayan ve sabahın ilk ışıklarına kadar süren çılgın geceler. Bunlar Football Manager  oynayanlar için gayet sıradan durumlar. Bu oyuna harcadığım zaman ile pek çok şey yapabilirdim fakat hayat seçimlerden ibarettir. Alt yapıdan yetiştirdiğim kaptanımın şampiyonluk kupasını kaldırmasını gözlerim dolarak izlemeyi tercih ettim. Pişman değilim.

 

 

İngiliz gazeteci ve yazar Iain Macintosh, sıkı bir Football Manager bağımlısı olduğundan endişelenmiş ve bu sebeple bir psikoloğa görünmeye karar vermiş. Kendisi basın kartlı bir futbol gazetecisi olmasına ve ülkenin her yerinde maç izleyip karşılığında maaş alabilecek olmasına rağmen sanal bir kupanın peşinde koştuğunu ve bu durumun artık kendisini endişelendirdiği için bu kararı aldığını söylüyor. Ayrıca normal hayatta oldukça dağınık, unutkan ve vurdum duymaz iken oyunu oynamaya başladığında aniden kılı kırk yaran birine dönüştüğünü ve her şeyin planlı ve programlı ilerlemesi için her şeyi yaptığını belirtiyor. Doktoru; bağımlılıkların temelde birbirine benzediğini, bazı insanların belli ilkelere ya da doğrusal ilişkilere bağımlı olurken bazılarının ise karmaşık ilişkilere bağımlı olduğunu ve oyunun da bunu sağladığını söylemiş. Oyunun sağladığı tanrısallık hissi ve oyunu oynarken sanal kişilikler üzerindeki hakimiyetin kendi bağımlılığın temeli olduğunu fakat sağlığına veya işine etki etmediği sürece bunun bağımlılıktan ziyade bir keyif unsuru olduğunu belirtmiş. Oyunların prova yapmayı sağladığını, keyif verdiğini ve normal hayatta yapılamayacak şeyleri gerçekleştirme olanağı sağladığını ve video oyunlarının insanın hikayelerinin ilavesi olduğunu da eklemiş.

 

Hayatım boyunca pek çok tarzda oyun oynadım. Spora merakım sebebiyle spor oyunlarına merakım daha fazlaydı. Fakat günün sonunda  Football Manager benim hayatımın oyunudur. Hala daha oynadığım tek oyundur. Ve son olarak; let’s kick racism out of football !

 


Kaynakça:

The Blizzard, September 1, 2012, Iain Macintosh, The Coach on the Couch

An Alternative Reality: The Football Manager Documentary, Louis Myles, 2014