Ruth Ginsburg’un hayatı üzerine, Leder’ın lensinden bakılarak yapılmış derin bir inceleme. 


 

Orijinal ismi On the Basis of Sex (Cinsiyet temelleri),  Türkçeye ise Eşitlik Savaşçısı olarak çevrilen filmin  sinemada gösterim tarihi 7 Aralık 2018’dir. Filmin  konusu hukuk fakültesi mezunu olan, toplumsal kabuller yüzünden mesleğini icra edemeyip yıllarca fakültelerde TOPLUMSAL CİNSİYET VE HUKUK dersi vererek akademik bir kariyer süren ve aldığı bir dava ile mesleğini yapmaya kavuşan başarılı mücadeleci bir kadın olan Ruth Bader Ginsburg’ün gerçek hayat öyküsüdür.  Filmin İMBD puanı 6,8’dir. Türkçeye eşitlik savaşçısı olarak çevrilmesinin aslında toplumsal kabullerden fazla etkilenip gişede düşük bir başarı elde etmemesi için sanırım. Ruth’un yaşamının bir bölümü sadece anlatılan filmde Ruth’un kendi deyimiyle “Prens neden ayakları daracık ayakkabıya sığacak prensesi arar” cümlesi ile Ruth’un düşünce dünyası filme sığdırılmıştır. Ama bu filmin tüm izleyenleri tarafından filmin şu şekilde yorumlanmasına yol açarsa ise çok yanlıştır: “kadınların hak mücadelesi”. Aslında bu Ruth’un yaşamına bir hakaretten öteye geçemez. Çünkü Ruth’un tek amacı hemcinslerinin özgürlüğü değil tüm insanların  eşit hak ve özgürlüklere kavuşması ve eşit derecede yararlanmasıdır. Önceliğin toplumsal ve ataerkil yapı düzeninden dolayı kadınlar olması, onu sadece kadın hakları savunucusu yapmaz. O aynı zamanda ateşli bir insan hakları savunucusudur.

 

Ruth; 1950’li yıllarda imkansız gibi görülen Harvard Üniversitesinin Hukuk bölümüne girmeye hak kazanmış nadir kadınlardan biridir. Filmin daha başında kadın öğrencilerinin azlığı yüzünden (6) diğer öğrencilerle hatta diğer erkek öğrenciler ile uyum sağlanması için hocalar tarafından verilen tanışma yemeğine gitmiştir.  Kadınlara için düzenlenen bu yemekte dekanın söz alarak kadın öğrencilere tek tek ‘’okuldan mezun olunca ne olacaksınız?’’ sorusunu yöneltmiş. Kendi duymak istediği cevapları alamayınca kaba bir üslupla sözlerini bitirmelerini istemiştir. Söz hakkı Ruth’a gelince kendi ironik dilinde kendisi ile aynı üniversitede hukuk okuyan kocasının gözü önünde bulundurarak fakülteye kocasına yetebilmek için geldiğini söyleyerek yerine oturmuştur. Ruth aslında hukuk fakültesini okuyan herkes mezun olduğunda ne oluyorsa o olacağını bu sorunun kabalığını ve ayrımcılığına çok sinirlenmiş bunu eşine anlatmıştır. Daha ilk günden girdiği derslerde atılgan olması sorulara cevap vermek için çabalaması ama hocalarının kadın olduğu için bu çabayı görmezden gelmeye çalışması ama onun ısrarcı tavrıyla hocalarının dikkatini çekmeyi başarmış olması ince ve şık bir şekilde filmde gösterilmiştir. Zaman ilerledikçe hayat Ruth’a pekte sevimli davranmamış, eşinin ciddi bir rahatsızlık geçirmesi üzerine Ruth hem kendi derslerine girmiş hem eşinin dersine girerek notlar tutmuş bunları temize çekmiştir. Ruth kendi başarısı ve eşinin başarılı olması için elinden geleni yapmıştır. Ruth’dan daha üst sınıfta olan (eşi) Marty mezun olduğunda iş teklifi aldığı için ona destek için Harvard’daki eğitimini yarım bırakmıştır. Yerine başka bir okula geçmiş eğitimine orada devam etmiş mezun olmuştur. 

 

Okulu bittiğinde sadece kadın olduğu için ne yazık ki avukatlık yapamama durumu ile karşı karşıya kalmış birçok yerden başarılı olduğu halde kibarca reddedilmiştir. Onu reddeden iş yerlerinden bir tanesinde ona işi alamamasının sebebi iş yerinde çalışan erkeklerin eşlerinin iş yerinde çalışan avukat bir kadından rahatsız olacağı için işe alınamayacağı açıkça yüzüne söylenmiştir. Sadece erkeklerin kadınlar üzerindeki baskısı değil kadınlarından birbiri üzerinde bir takım dayatmalar ürettiği açıkça gösterilmiştir. Yinede umudunu kaybetmeyen Ruth elinden geleni yapmaya çalışmış, kendini ise akademik anlamda geliştirmeye karar vermiş üniversitede Toplumsal Cinsiyet ve Hukuk dersleri vermeye başlamıştır. Bu derslerdeki ortak davalarda öğrencilere sorular yöneltmiştir. Onları toplumsal cinsiyete duyarlı, insan haklarına duyarlı, Z kuşağının sonunda y kuşağına geçişteki yetişen gençliğin hocalarından olmuş, onlara akademik anlamda yıllarca bu dersi vermiş başarılı bir eğitimci olmuştur.

 

Tüm bunlar olurken, Marty’nin (eşinin) vergi hukukunda başarılı olması için elinden gelen desteği esirgememiştir. Ruth yine de içinde bir yerde istediği işi yapamamış olmanın vermiş olduğu huzursuzluk ile kendini günden güne kemirmektedir. Ne olursa olsun ona her zaman destek olan eşi Marty bunun farkında bunun önüne geçmek için ona bir dava getirip bakmasını rica eder. Ruth ise bunun vergi hukuku ile ilgili olacağı için ilgilenemeyeceğini söyler. Marty yinede dosyayı odasında bırakır. Ruth incelediğinde sadece kadınların aileye baktığımda dışarıda çalışsa bile yardım alabileceği bir sosyal vergi hukuku ile iç içe geçmiş bir dava olduğunu anlamıştır. Olayı çok kısa sürede çözmüş  bekar, hatta daha önce evlenmemiş erkeğin hakkını savunulması gerektiğine inanmıştır. Ruth’un mesleğini yapma isteği iyice ateşlenmiştir.

 

Zaman artık onun üniversite zamanı gibi değildir insan hakları toplumsal cinsiyet hakları ateşli savunucuları ile yüksek sesle söylemlere dönüşmüş küçük kızı da bu konuda ateşli birer taraftar olmuştur. Bu annesinin dikkatini çekmiş yaptığı yanlışlıklar açıkça eleştirmiştir. Aynı zamanda davanın açığını bulmaya çalışmış evlenmemiş bir erkeğin de ailesine baktığı için sosyal yardımının kesilmemesini anayasal düzlem içersinde bunun sosyal bir hak olduğunu yasalar ile korunması gerektiğine inanmıştır. Sadece kadınlara dışarıda çalışsa bile evde baktığı zaman bir sosyal yardımdan yararlanabilmesinin toplumun tüm fertleri için  haksızlık olduğunu göstermek istiyordur. Ayrıca bu dava kazanılırsa;  kadını toplumsal cinsiyet anlamında eve kitlediğini, ebeveyn bakımının sadece kadına ait bir görevi olduğuna inanmışlığı tabusunu yıkabilecek güçlükte olduğunu biliyor. Taşıdığı sorumluluğun farkındadır.

 

Davanın Yüksek Mahkeme tarafından görüşülmesi için kabul edilmesi için gönderilen özeti yazan sekreteri Ruth’a dava özetinde sürekli erkek ve kadın kelimesinin kullanılmasının çok cinsiyetçi bir yaklaşım olduğunu ve hakimlerin erkek olmasının dolayı metni okuduğunda ister istemez insanın itici bulabildiğini söylemiştir. Bunun hakimlerin nezdinde iyi niyetli olunsa bile antipati ile yaklaşılacağını düşündüğünü ifade etmiştir. Onun yerine tüm metni tekrardan yazmayı göze alarak bu kelimenin yerine Cinsiyet TEMELLERİ kelimesini kullanılmasının sadece erkek-kadın haklarını savunulmadığının burada toplumun tüm fertlerinin hakkının da savunulduğunun vurgulanmasının daha doğru olduğu söylemiştir. Ruth zaten böyle düşünüyordu. Avukatlık tecrübesi olmadığı için bunu ifade edemeyişi bir kez daha ortaya çıkmış. Özet tekrardan yazılmıştır.

 

İlerleyen sahnelerde kızının yaşadığı zaman ile kendi üniversitedeki zamanın farklı olduğunu artık sessiz kalarak değil bir şeylere ses çıkararak hakların savunulduğunu fark etmesi şu sahne ile olmuştur. Yağmur da taksi beklerken kendilerine laf atan erkeklere cevap vermeyerek kızına ‘’duymazdan gel‘’ dediği halde kızının dönerek onlara cevap vermesi sonra kendi annesine yani Ruth’a ‘’seninle böyle konuşmalarına asla izin verme’’ demesi Ruth’un önünde yeni bir kapı açılmasına sebep olmuştur. Annelik endişelerinin insan hakları ve toplumsal cinsiyet konusunda geri planda kalması gerektiği, zamanın artık ses çıkarak ve kibar davranarak değil ateşli bir şekilde hakkını isteme zamanı olduğuna karar vermiştir. Filmin en güzel yanı ve en uzunu tarafı gibi gelen dava özetinin kabulü süreci, savunma bölümünün hazırlanılmasıdır. Ruth’un buna hazırlık sürecinde toplumsal cinsiyet konusunda çok başarılı olmasına rağmen daha önce avukatlık tecrübesinin hiç olmaması, dava boyunca nasıl konuşması gerektiği söylemlerinin tatlı ve dikte şeklinde değil,  kabul edilebilir şeklinde Yüksek Mahkemeye sunması gerektiği ona öğretilmeye çalışılmıştır. İşe giriştiği avukat arkadaşları bu savunmayı ona göre daha tecrübeli olan eşi Marty’nin yapması gerektiğine inanmışlardır. Eşi ise vergi konusunda başarılı olduğunun ama asla toplumsal cinsiyet konusun Ruth kadar başarılı ve bilgili olmadığını ve eşine kesinlikle güvendiğini ve bunun üstesinden geleceğine inandığını söyleyerek eşine destek olmuştur. Çalışma arkadaşları bu davanın çok önemli olduğunu eğer kaybedilirse insan hakları ve toplumsal cinsiyet konusunda toplumun daha geriye düşüneceğini düşünmektedirler.  Ruth’un dava ettikleri kurum ile Ruth’un haklı olduğunu kabul etmeden sadece kişiye özel hak teslimi yapılması ile uzlaşmaya gidilmesi isteyen taraflar arasında anlaşmasını istemiştir. Ruth bunu kesinlikle kabul etmemiş, bu davayı toplumun tüm fertleri için bu davayı kazanmayı amaç güttüğünü söylemiş. Bunun üzerine çalışma arkadaşları Ruth’a en azından savunmayı ikiye bölmeleri gerektiğini söylemiş ve kabul ettirmiştir.     

 

 

Mahkeme günü gelip çatmış Ruth kısa ve başarısız bir girizgahtan sonra konuşmanın geriye kalan kısmını eşine devretmiş vergi konusunda başarılı olan eşi savunmanın birinci kısmını yapmış ama mahkeme heyetinin toplumsal cinsiyetle ilgili olan sorusuna yeterli olmayan kısa bir cevap vermiştir.  Dava edilen Devlet kurumunun muhteşem bir savunma yapmıştır.  Eğer bu olursa radikal sosyal değişiklik olacağını bununda eşitsizlik yaratacağını söylemiştir. Cevap sırası Ruth ve ekibine gelmiştir eşi kalkarak son sözlerini söyleyeceği sırada Ruth Marty’den müsaade isteyerek konuşmanın son kısmını kendi tamamlamak istemiş ve özetlenirse şunları ifade etmiştir  “ radikal sosyal değişiklik… Ben hukuk fakültesinde iken kadınlar tuvaleti yoktu. Asla şikayetçi olmamamız şaşırtıcı gelmiyor, şikayet etmememiz ürkeklikten değildi, içimizde bir yerlerde burada olmamızın bile bir mucize olduğunu düşünüyorduk. 100 yıl önce Myra Bradwell avukat olmak istedi. Gereken tüm şartları da yerine getirdi ama kadın olduğu için izin verilmedi. Bu haksızlığı Yüksek Mahkeme’nin düzeltmesini istedi karşı taraf (Illıons ) Myra’nın avukat olmayacağına o kadar emindiler ki de mahkemeye savunma yapacak bir avukat bile göndermediler.  Myra haklıydı ama kaybetti. Önemli değildi bu tayin edilmiş toplumsal cinsiyet rolüne olan İLK itiraz niteliğindeydi ve bunlar 100 yıl önce olmuştu. Mahkemenizden yüzyıl öncesinde olan ve hiç değişmeyen aslında yaşamayan Amerikan Kültürü geleneklerini savunmanızı isteyecekler biliyorum. Bundan on yıl önce öğrencilerin kıyafetleri yüzünden tutuklanabilir de,  bundan 65 yıl önce ise benim kızımın ve gelecekteki kariyerinin tasavvur etmesi düşünülemezdi.  Yüzyıl öncesi sizin önünüzde durma hakkım bile olmazdı. Cinsiyet bazında ayrım yapan 178 yasa var sayın onları hükümet onları bize karşı savunma olarak bir araya topla lütfunu sizin için gösterdi. Bunu yaparken de onları okumanızı ısrar ediyorum. Çocuklarımızın amaçlarımıza engel olanlar “  derken hakim ‘’yüzyıllar önce verilen emsal kararları bozmamızı istiyorsunuz ‘’ diyerek Ruth’a çıkıştı. Bunun üzerine Ruth şöyle söyledi ‘’ben emsalleri bozmanızı istemiyorum ben yeni Emsaller oluşturmanızı istiyorum.’’  bunun üzerine hakim’’ ama onların anayasal dayanağı var kadın kelimesi anayasada geçmiyor bile ‘’ dedi Ruth bunun üzerine ‘’Bu açıdan bakacaksak özgürlük kelimesi de geçmez sayın hakim’’ dedi  Bu sırada Ruth’un savunma süresi dolmuştu hakim yine devam etmesini istedi Ruth şu kelimelerle filmi sonlandırmaya doğru ilerledi ‘’ ben kadınları korumanızı istemiyorum erkeklere ise farklı muamele yapmanızı istemiyorum. Bütün bakım veren kişilere eşit olarak aynı hakları vermenizi istiyorum dedi.  Bekar bir erkeğin yapmasını beklemediği bir şey yaparak annesine bakan bu adamı bir kadın olarak onu alkışlamamızı ve tüm topluma örnek olduğu için ona destek olmamız gerekiyor… Sizden ülkeyi değiştirmenizi istemiyorum bu zaten mahkememiz olmadan çoktan gerçekleşti ben sizden bu ülkenin değişim hakkınızı korumanızı istiyorum. Oğullarımız ve kızlarımız için onları yetenekleri hakkındaki ulaşımlarına engel olan yasaları değiştirmenizi istiyorum’’ diyerek bitirdi. Davayı kazandılar.   Ve filmin sonunda Ruth’un başka bir mahkemedeki savunması olan Sarah Grimke’den alıntı edilen “Erkek kardeşlerimizden beklediğimiz ellerini bizim boynumuzdan çekmeleridir .”

 

Filmde değinilmek istenen ve seyircinin bilinçaltına işlenen bir takım komutlar vardı. Bunlardan başlıcaları; toplumun tüm fertlerinin aynı derecede toplumun tüm hizmetlerinden faydalanmasının gerçek birer hak olduğunun, tarihsel süreç içinde hakkın yerini bulması konusunda toplumun reaksiyon gösterirken bazen çok naifken ilerleyen süreçte ateşli olabileceğini hak rica edilmez alınır vurgusunda durulmuştur. Özellikle kadınları ezen erkekler sentezinden ziyade erkeklerle ilgili bir davada bir kadının pes etmeyip toplumun tüm algısı ve tabusunu yıkmak için olan savaşı ve başarısı anlatılıyor. Haksızlığın kimden gelirse gelsin kötü,  kim bu haksızlığa mağdur kalıyorsa onun korunması gerektiği anlatılmıştır. Hukuk ve toplumsal kabuller ister istemez kendini güncellemek ve iyileştirmek zorunda olduğunu anlatılmıştır. Filmi neden izlemeliyiz sorusunun cevabı gerçek bir biyografik öykünün sadece bir kısmıdır zira Ruth sadece avukatlık yapmamış Yüksek Mahkeme yargıçlığına kadar yükselmiş, Barack Obama’nın başkan olduğu dönemde onur madalyasına layık görülmüştür. Hollywood filmlerin genel söylem tarzı olan biz aslında sizi ezmedik bizde iyi niyetliyiz yalancılığından çok daha farklı bir noktada duran bu film toplumsal kabullerin ancak birlik içinde düzeltilebileceğini göstermiştir. Eğer toplumsal roller değişecekse bunda toplumun tüm fertlerinin söz hakkı olduğunu gösterilmiştir.

 

gülşah karaman