Her birimiz yaşantımızda karşımıza çıkan farklı seslere, objelere ve sembollere, istemli veya istemsiz olarak sayısız ve katmanlı anlamlar yükleyerek, bu anlamların zihnimizde oluşan yansımaları ile yaşıyor, yaratıyor veya yıkıyoruz. Zihnimizde oluşan bu anlamlandırma süreci ve bu süreç içinde izlenen yolları incelemek ve irdelemek üzere oluşturulan, sistematik bilince Göstergebilim veya Semiyotik adı veriliyor.

 

 Birden farklı disiplin ile karşılıklı ilişki içerisinde olmasına rağmen ilk olarak Ferdinand de Saussure tarafından 20. yy. da yapısalcılık kavramı ile birlikte ortaya atılan Semiyoloji kavramı, içinde bulunduğumuz ve yaşadığımız dil bağlamını bir göstergeler bütünü ve sistemi olarak ele alıp, dilbilimsel bir düşünceden doğarak göstergeler dünyasını gösteren ve gösterilen ilişkisini takip ederek açıklamayı ve zihnimizde yarattığı düşünceleri ve imgeleri anlamlandırmayı amaçlamıştır. Semiyoloji çoğu zaman Semiyotik ile karıştırabilir fakat Semiyoloji, Saussure sözlü edebiyat geleneğinin dilbilimi merkez alan bir ürünü ve Semiyotiğin alt kümesidir. Semiyotik ise Charles Sanders Peirce tarafından ortaya atılmış ve dilbilimin çerçevesinden çıkıp her türlü sembolü, göstergeyi ve düşünceyi kendisine çalışma alanı edinmiştir. Bu iki kavram birbiriyle ilişki içindedir ve semiosis adını verdiğimiz anlamlandırma sürecinin aydınlatılmasını amaçlarlar. Saussure’un günümüz çağdaş edebiyat kuramları içerisinde, post-yapısalcılık ile birlikte yerinin eskisi kadar önem arz etmediği kabul edilen bir önerme olsa da göstergebilimin tarihsel gelişimi açısından Saussure’u bilmek ve anlamak önem teşkil eder.

 

 Peki nedir bu gösteren, gösterilen ve gösterge? Aslında bu üç kavram sürekli olarak etrafımızdaki sembollerde, yazdığımız ve konuştuğumuz dilde var olan kavramlardır. Örneğin “kedi” kelimesi ile küçük, tüylü ve sürekli olarak bir şeyleri deviren canlı arasında gerçek bir bağ bulunmamaktadır. Bu, dil sisteminin k-e-d-i harflerini art arda getirerek ortaya çıkardığı ve anlatmak istediğimiz canlının bizim zihnimizde yaratmayı amaçladığı imge ve düşüncedir. Bu durumda, gösteren k-e-d-i harfleri, gösterilen her bireyin zihninde oluşan farklı imge veya düşünceler, gösterge de bu farklı imge ve düşünceler sonucu her birimizin zihninde oluşan farklı anlamlardır. Dil değişkenlik gösteren ve esnek bir kavram olması nedeniyle göstergeler her bireyin zihninde farklı anlamlar ve düşünceler olarak ortaya çıkarlar. Dilde bağlam ve kullanım büyük önem taşıdığı için, “kedi” kelimesini duyduğumuzda benim aklıma Garfield, sizin aklınıza siyah bir panter veya kendi evcil hayvanınız gelebilir.

 

 

 Bu kadar basit bir örnekte bile düşünce ve imge olanaklarının sonsuzluğunu hep birlikte görüyoruz. İlk olarak ortaya çıkışının aksine sadece dil ve yazıda değil, günümüzde göstergebilim etrafımızı kapsayan tüm sistematik anlam şemalarını, vücut dilini, trafik işaretlerini, izlediğimiz filmleri, okuduğumuz kitapları, dinlediğimiz müzikleri, reklam filmlerini kısacası içinde anlatma güdüsü ve anlam barındıran her şeyin zihnimizde oluşum sürecini ve bizim algılayışımızı etkileyen faktörleri inceleyen, farklı disiplinlerin farklı bağlamlar ve metotlar ile kullandığı sistematik çözümleme bilimidir ve Semiyotik adı altında birleşir. Modern göstergebilimin önemli temsilcilerinden biri olan Roland Barthes’ın da Göstergebilimsel Serüven adlı eserinde çokanlamlılık ve anlamın sonsuzluğu üzerine getirdiği yorum, bireyi çevreleyen anlam sayısının sonsuzluğunun altını çizerken aynı zamanda göstergebilimin kullanım sahasının genişliğine ve kapsayıcılığına vurguda bulunur.

 

Anlam aktarıcı olmayan bir nesne bulabilmek için, herhangi bir şeyden esinlenmeden oluşturuluvermiş, varolan bir genel örneğe hiçbir bakımdan benzemeyen, bir araç tasarlamak gerekir … Bu hiçbir toplumda gerçekleşmesine hemen hemen olanak bulunmayan bir varysayımdır.

 

 Tesla Motors’un 2015 yılında Joe Sill ve Andreas Attai tarafından çekilen “Modern Ship” isimli reklam filmi, popüler kültürde otomobil kavramına karşı yıllardan beri süregelen dişil benzetmenin dışına çıkmak istemiş ve bize sunduğu göstergeler ile elektrikli otomobil konseptini başka bir açıdan ele almıştır. Bu dişil benzetmenin popüler kültürdeki yerini Deep Purple’ın Highway Star adlı şarkısında rahatça görebiliyoruz. “Nobody gonna take my car” sözleri ile başlayan şarkı devamında açıkça otomobilin gücüne ve yol tutkusuna vurgu yaptıktan sonra, “I love her, I need her, I seed her” diyerek otomobillere, eril bakış açısı ile yapılan dişil benzetmenin açık bir örneğini bize sunmuş olur. Bu benzetme popüler kültürde eril bakış açısından bakıldığında, otomobilin her an sürüşe hazır olması, keskin hatlı, hızlı ve erkeğe ait olması ve en önemlisi onun(erkeğin) isteklerini sorgulamadan yerine getirmesi olarak okunabilir. Şarkının sözleri detaylı bir şekilde okunduğunda bu yaklaşımın iyice anlaşılabileceğini düşünüyorum. Fakat Tesla Motors’un reklamı yine erkek aktörler içermesine ve eril bakış açısına sahip olmasına rağmen (reklamda anne figürünün olmayışı da önemli bir etmendir), elektrikli otomobil konseptini cinsellikten uzak bir şekilde, bir erkek çocuğunun hayalleri ve oyun dünyası arasında bağlantı kurarak bize vermeyi amaçlar. Reklamın başında gördüğümüz küçük çocuğun bir astronotmuş gibi oyun oynadıktan sonra otomobilin içine girmesi ve ardından babasının garaj kapısında onu yakaladığı sahneye kadar geçen sahneler, çocukların hayal dünyalarının genişliğine ve özgürlüğüne vurgu yapar. Fakat babanın, çocuğun bu hareketinden sonra hepimizin beklediği aynı zamanda da erillik içeren kızgın ve ciddi bakışları reklamın sonunda babanın da kafasına kartondan yapılmış bir astronot başlığı geçirmesi ve gülümsemesi ile izleyicinin zihninde geçmişten beri süregelen köklü “dişil otomobil” kavramına karşı farklı anlamlar yaratmayı amaçlar. Bu reklam filminde gördüğümüz gibi Göstergebilim, anlamların kasten değiştirilmesi sırasında hem izleyici hem de yaratıcı tarafından kullanılan bir anlam alışverişi ilişkisi oluşturmada önemli rol oynar.

 

 

 Çevremizde olan nesnelere (sesli, yazılı, görsel) yoğunlaşıp anlamlandırmaya çalıştıkça fark ediyoruz ki Göstergebilim veya Semiyotik okuduğumuz metinlerdeki gizli anlamları fark etmemize, kurduğumuz iletişimde yarattığımız veya kendiliğinden yaratılan çokanlamlılığı kavramamıza ve en önemlisi içinde yaşadığımız kültürü ve popüler kültürü incelememize ve çözümlememize dair bilimsel bir yaklaşım olanağı sağlar.

 

miraç hakan karagöz


Kaynakça:

Göstergebilimsel Serüven, Barthes, Roland Yapı Kredi Yayınları 2008.

Modern Spaceship for Tesla Motors, Sill, Joe Attai,Andreas 2015 YouTube.com

Highway Star, Deep Purple, Parlophone Records 1980

Ceci n’est pas une pipe, Magritte, Rene 1929