Bölüm 01

Ailenizin bulunduğu sosyal statünün bugünkü size olan katkılarından
bahsedebilir misiniz?

 

Ben çok şanslı, çok şanslı imkânlarla dünyaya geldim ve gerçekten de bunu neye istinaden söylüyorum? Hani böyle çevremdeki insanların sahip olmadığı şeylere sahiptim diye demiyorum. O anlamda şanslıyım demiyorum.


Ben elimdekilerin yeterli olduğuna inanan şanslı gruptanım.


Elindekilerin miktarının önemli değil de elindekilerin var olduğu yani bardağa dolu tarafından bakmak ile alakalı bu kabiliyete sahip olduğum için şanslıyım. Şimdi bu soru şöyle gelince işte ‘ailenin sana sundukları’ vesaire falan bakımından. Ben dediğim gibi ben çok şanslı buluyorum kendimi. O kadar çok şeye sahiptim ki. Ama ne yalan söyleyeyim, benim sahip olduğum şeylere sahip olan, hatta daha fazlasına sahip olan insanlar da tanıyordum ve bu daha farklı imkânlar içinde olan insanların illa ellerinde kendilerini sahip oldukları bu şeyi kullanabildikleri ya da farkında olabildikleriyle alakalı işte hepimizin farklı baktığını gördüm. Yani elinde ne olduğundan ziyade senin ne olduğunu zannettiğin daha önemli.

 

 

Şimdi biraz uzaklaşmak istiyorum aslında bununla alakalı. Çünkü herkes şu cevabı duymak istiyor: Ben çok şanslıydım elimde çok fazla şeyler vardı ve bunun sayesinde çok yol katettim. Herkes bunu duymak istiyor ya, ben o cevabı vermemeye çalışıyorum. Çünkü bu cevabı verdiğim anda şu olacak: “Tamam ya herkes dağılsın. Onun imkanları bizde olmadığı için bizim demek ki bu iş olmayacak” falan.


Herkes bunu duymaya çalışıyor. Herkes hayatında ilerleyememesi ile alakalı bir açıklama istiyor.


O açıklamayı duyduğu anda tamam diyor. Benden değilmiş ya benim ailemin imkanlarındanmış. Bunu ne yazık ki benden duyamazlar. Ben şunu ifade etmeye çalışıyorum: Ailenizin ne kadar imkânsızlıklar içinde olursa olsun, ne kadar hayata sıfır değil de negatiften başlarsanız başlayın, o da aslında bir değerdir. Ölmüyorsanız, hayattaysanız kesinlikle bir değere sahipsiniz demektir. Ölmüyorsanız, hayattaysanız, makineye bağlı yaşamıyorsanız, iki ayağınızın üstünde durarak bir şekilde ilerleyebiliyorsanız sizin imkânlarınız var demektir, kabiliyetiniz, becerileriniz var demektir.


Diğerlerine göre az ya da çoktur fark etmez. Sizin bunlara sahip olduğunuzu fark etmek ve ondan sonra bir yandan da işte bunla ilgili iyi hissetmeniz lazım.


Heyecan duymanız lazım sahip olduklarınıza. O sahip olduklarınızla neler yapabileceğinizle alakalı dertlenmeniz lazım. Sahip olmadıklarınız, başkalarının ne seviyede olduğu değil. Sizin sahip olduklarından heyecanlanmanız lazım. Bu durumda nihayet artık onlara küsmek yerine onları kullanmaya başlıyorsun. Kullanırsan da biraz ne oluyor? O şeyler sana geri dönüş getirmeye başlıyor. Onlara tutunduğun için onları kullanarak biraz daha iyisine ulaşabiliyorsun. Dünden biraz daha iyisi. İşte bu ve bunu hayatında düzenli yaptığın takdirde sen kendini hangi noktada başlamış olursan ol daha iyi bir noktaya kesinlikle götürüyorsun. Ama o daha iyi nokta hala başkalarından daha geride olabilir.


Ve işte sen başkalarının hangi noktada olduğuna taktığın sürece ya da benim nasıl bir aile içinde doğduğum, benim aile imkânlarımın beni nasıl etkilediğiyle alakalı bir konuya taktığın sürece aslında devamlı yanlış şeye takmış oluyorsun.


Senin tek takman gereken benim hangi imkanlarla doğduğum değil senin hangi imkânlarla doğduğun. O imkanların içinden bir şey çıkartabileceğin, çıkarmak zorunda olduğun ve bir yandan da bunun mümkün olduğunu fark etmek ve nihayet ben bunlarla bir başkasının işini nasıl çözerim üzerine yoğunlaşmak. O takdirde dünden daha iyi kesin olursun. Dünden daha iyi olursan da mutlu olursun. Ne kadar mutlu olursun biliyor musun? Benim şu anda mutlu olduğum kadar mutlu olursun. Bu çok önemli. Yani ben hayatımda buradan başlamışsam, bir başkası buradan başlamışsa ben buradan buraya çıkarken bu kadar mutlu oluyorum, o da buradan buraya çıkarken bu kadar mutlu oluyor. Biz eşit derecede hayatın tadını çıkartıyoruz. Ama eğer buradaki buraya bakarsa ve benim aslında buraya absolüt olarak nerede olduğuma kafayı takarsa ve sadece buraya ulaşırsa mutlu olacağını zannederse buradan buraya doğru bir yolculuğa çıkmıyor. Ve esas orada müthiş bir mutluluğu kaçırıyor ve gerçekten bizim hayatımızda önemli olan nerede olduğumuz değil toplamda başladıktan sonra ne kadar yol kat ettiğimiz. O yüzden de imkanlar, diğerlerinin imkanı falan filan… Gerçekten boş verin. Diğerlerinin imkansızlıklarına bakın.


Diğerlerinin imkansızlıklarına bakıp elinizdekileri o zaman daha iyi fark edersiniz.


Sizden daha iyi durumda olan insanlar vardır ama onlara değil sizden daha kötü durumda olan insanlara bakın ve elinizdekilerle onların hayatlarını çözmeye bakın. İşte o zaman kendinizi yukarı doğru fırlatacak esas kafaya o zaman ulaşmış olacaksınız.