Günah kavramanın sanattaki imgeleri ve bakış açıları üzerine kaleme alınmış, bilgilendirici bir metin.


 

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.

Dante gibi ortasındayız ömrün.

Delikanlı çağımızdaki cevher,

Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,

Gözünün yaşına bakmadan gider.

 

Cahit Sıtkı Tarancı’nın en önemli ve bilinen şiirlerinden biri olan Otuz Beş Yaş şiirinde geçen Dante, 14. yüzyılın ilk yarısında yazılan, modern İtalyancanın temellerinin atıldığı, İtalyan ve dünya edebiyatının en önemli başyapıtlarından biri olan İlahi Komedya’nın yazarı Dante Alighieri’den başkası değil. Cahit Sıtkı Tarancı, ilahi yolculuğuna otuz beş yaşında çıkan Dante gibi otuz beşine geldiğinden söz eder. İlahi komedya, sırasıyla cehennem, araf ve cennet bölümlerinden oluşmaktadır. Kendine hikayede kahraman rolü veren Dante, önce cehennem çukurunun en derinine, ardından araftan geçerek cennetin en yüksek bölümlerine olan seyahatinden bahseder. Cehennem kısmını yazmaya başladığında yaşam yolunun ortasında olduğundan söz eder. Söylediği bu söz ve ölüm tarihi göz önüne alındığında doğduğu yıl ve eseri otuz beş yaşında yazmaya başladığı anlaşılmıştır. Yani Dante’nin doğum tarihi eserinden yola çıkarak anlaşılmıştır. Dante’nin İlahi Komedya’sında geçen yedi ölümcül günah, sadece bu kitapta değil pek çok sanat eserinde de karşımıza çıkmaktadır.

 

Farsça bir kelime olup suç anlamına gelen günah, kutsal ve tabiatüstü varlıklarla ilişkilendirilen dini bir kavramdır. Bütün dinlerde görülen günah, dinlerin emirlerinin yerine getirilmemesi yahut yasaklarının ihlal edilmesi neticesinde ortaya çıkmakta olup dini, ahlaki ve vicdani açıdan sorumluluk gerektiren bir olgudur. Başka bir ifadeyle günah, dinin emir ve ilkelerine aykırı olarak yapılan ve bunun neticesinde maddi ve manevi bazı cezalara konu olan durum ve davranışlardır. Her dinin farklı bir tanrı anlayışına ve insan ile tanrı arasında kendi yapısına uygun bir münasebet düşüncesine sahip olmasından dolayı günahın muhtevası da dinden dine değişkenlik göstermektedir. Bütün dinler, müntesiplerini bir şekilde günaha karşı uyarmakta ve onun gerek bu dünyada gerekse ölümden sonraki hayatta helak edici yönü üzerinde durmaktadır.

 

Hıristiyan teolojisinde günah, en kısa ifadeyle, “Yaratılanın, Yaratıcı’nın Yasası’na isyan etmesidir”. Derecesi ne olursa olsun bütün günahlar, Tanrı’nın yasasının ihlal edilmesi anlamına gelmektedir. Başka bir ifadeyle günah, Tanrı’nın hukukunun bilerek ve isteyerek çiğnenmesi olup kötü bir insani davranıştır. Hıristiyan din adamları günahı, insan doğasının meyil ettiği yedi ölümcül günah olarak da tasnif etmektedirler. Bunlar;

 

  • Superbia – Kibir
  • Avaritia – Açgözlülük
  • Luxuria – Şehvet
  • Invidia – Kıskançlık
  • Gula – Oburluk
  • Ira – Öfke
  • Acedia – Tembellik

 

Kibir


Papa Büyük Gregory’nin “bütün günahların kraliçesi” olarak tasvir ettiği yedi ölümcül günahtan biri olan kibir, insanın sahip olduğu faziletlerini aşırı derecede sevmesi, kendisini bütün anlam ve önemin merkezinde görmesi, Tanrı’dan yardım almadan her şeyi yapabileceğine inanması ve kendisini olduğundan daha büyük görmesidir. Kibrin özü bencilliktir. Kibir bütün günahların kaynağı olarak gösterilmektedir. Ayrıca yedi ölümcül günahın diğer unsurlarının da ondan kaynaklandığı düşünülmektedir.

 

Pieter Brueghel’in Babil Kulesi adlı eseri kibre güzel bir örnek olabilir. Tabloda anlatılan öykü incilden gelmektedir. İnsanlar çok yüksek bir bina yapmaya karar verirler. Bina o kadar yüksek olacaktır ki  cennete ve Tanrı’ya ulaşacaktır.

 

Pieter Brueghel the Elder, Babil Kulesi

 

Citizen Kane filmindeki Charles Foster Kane karakteri ve There Will Be Blood filmindeki Daniel Plainview karakteri, sinemada kibir için örnek verilebilir. Her iki karakter de arzuladıkları yere ulaşabilmek adına her şeyi yaparlar ve kendilerinden ve kendi çıkarlarında başka kimseyi düşünmezler.

 

 

Açgözlülük


Sahip olmadığımız şeylere karşı makul olmayan bir istek olarak tanımlanan açgözlülük, aşırı derecede aranan her şeyi kapsayabilir. Açgözlülük, şiddetli ve uzun ömürlü bir istektir. Gece gündüz süren, bitmek nedir bilmeyen ihtirastır. İnsanın bütün düşüncelerini ardı arkası kesilmeyen bir telaş içine hapseden doyumsuz bir hırstır. İnsanın kafasını daima sıkıntılı düşünceler, endişeler ve kurgularla doldurmaktadır.

 

Evelyn De Morgan’ın Mamon’un İbadeti adlı eserinde bu konu işlenmiştir. Mamon, mal-mülk ya da paraca zenginliği ifade eder ve gözü doymaz bir kazanma ve sahip olma çabasıyla ilişkilendirilir. Cehennemin prenslerinden biridir. Mamon kelimesi aramice kökenlidir. Grekçe ve batı dillerine ufak değişiklerle geçmiştir. İngilizce money kelimesi bu kökten gelmektedir.

 

Evelyn De Morgan, Mamon’un İbadeti

 

Sinemada açgözlülüğe verilebilecek en örneklerden biri The Wolf of Wall Street filmindeki Jordan Belfort karakteridir. Para ve lüks uğruna her türlü yola başvuran karakter, sahip oldukları ile yetinmeyip her daim daha fazlasını istemektedir.

 

 

Şehvet


Joseph F. Delany şehveti, insanın tenasül organlarında tecrübe edilen bedensel hazzı, haddinden fazla arzulamak yahut bu hazza karşı aşırı derecede düşkünlük şeklinde tanımlamaktadır. Şehvet, hakkında konuşulması en zor olan günahlardan biridir. Bazı durumlarda sessiz kalmak konuşmaktan daha etkili olduğundan normal şartlarda bu konuda daha az kelam edilmesi daha iyi olarak görülmektedir.

 

Jean Auguste Dominique Ingres’in Paolo ve Francesca adlı eserinde Francesca, eşi Giovanni’nin erkek kardeşsi Paolo ile yakınlaştığı anı resmetmektedir. Tam o anda Giovanni bunu görecek ve ikisini de öldürecektir.

 

Jean Auguste Dominique Ingres, Paolo ve Francesca

 

Shame filmindeki Brandon karakteri bu konuya verilebilecek belki de en iyi örnektir.

 

 

Kıskançlık


Kendi üstünlüğünü azaltacağı düşüncesinden ötürü başkasının iyi durumundan dolayı üzülmektir. Başta Aziz Thomas olmak üzere Hıristiyan teologlar kıskaçlığı sahip olduğumuz onuru ve yüceliği azalttığı için başkasının sahip olduğu nimetlerden dolayı üzülmek şeklinde tanımlamışlardır. Özellikle dilin işlediği en kötü günahların pek çoğunun hasetten kaynaklandığı vurgulanmıştır. İnsanın nefret edip uzak durmaya çalıştıkları kötülükleri hasetçinin başına bela etmekte, onun rahatını ve huzurunu kaçırmaktadır. Zira bu menfur duygu, kaygı, sıkıntı ve kalp ağrısından başka bir şey değildir. Nitekim ondan etkilenen kişilere işkence yaptığı, akla eziyet ettiği, harici duyulara rahatsızlık verdiği ve kalbi yok ettiği düşünülmektedir.

 

Bartolomeo Manfredi’nin eserinde Kabil’in Habil’i öldürdüğü an resmedilmiştir. Habil ve Kabil tanrıya bazı hediyeler sunarlar. Habil’in sundukları kabul edilirken Kabil’in sundukları kabul edilmez. Kabil kıskançlığına dayanamaz ve Habil’i öldürür.

 

Bartolomeo Manfredi, Kabil’in Habili’i Öldürmesi

 

The Godfather: Part II filminden Fredo Carleone karakteri, kardeşi ve patronu Michael Carleone’yi kıskanmaktadır. Bu kıskançlık ona geri dönülemez hatalar yaptırmıştır.

 

 

Oburluk


Yeme ve içmeye aşırı derecede düşkün olmak anlamına gelmektedir. Başka bir ifadeyle, yeme ve içmenin verdiği tatmin duygusundan kaynaklanan bedeni hazzı haddinden fazla ve bencilce arzulamaktır.

 

Albert Anker’in natürmort eseri Aşırı, oburluk için güzel bir örnektir.

 

Albert Anker, Aşırı

 

Spirited Away filminde Chihiro karakteri, anne ve babası ile birlikte daha önce gitmedikleri bir kasabaya giderler. Burada lokanta benzeri bir yerde yemek yemeye başlayan karakterin anne ve babası kendilerine engel olamazlar ve sonunda yemek yemekten beslenmeye geçen bir duruma geçerler.

 

 

Öfke


Gerek kendimize gerekse başkalarına bireysel mutsuzluk getiren duygusal ve düşmanca bir tepki yahut gerçek ya da sözde bir yanlışın canlandırdığı güçlü bir hoşnutsuzluk şeklinde betimlenebilir. Öfkeye neden olan başlıca güdüler fiziksel acılardır. Bunun yanında istenmeyen fiziksel şartlar ve toplumsal stres de öfkeye yol açabilmektedir. Öfke, aslında intikam isteğidir. İntikamın mahiyeti ve isteğin niceliği, öfkenin ahlâkî durumunu belirlemektedir. Aristo’ya atfedilen şu söz ise manidardır: “Herkes öfkelenebilir. Bu kolaydır. Fakat doğru insana, doğru derecede, doğru zamanda, doğru bir amaç için ve doğru bir şekilde öfkelenmek herkesin güç yetirebileceği bir şey değildir, kolay değildir.”

 

Jacques de I’Ange’nin Kılıcı Genç Bir Kadın Tarafından Tutulan Genç Bir Adam adlı eseri 7 ölümcül günahtan öfkeyi tasvir etmektedir.

 

Jacques de I’Ange, Kılıcı Genç Bir Kadın Tarafından Tutulan Genç Bir Adam

 

The Shining filmindeki Jack Torrance, karakter yapısı ve içinde bulunduğu şartlar sebebiyle öfkesine hakim olamayıp en yakınlarına hayatları boyunca unutamayacakları tecrübeler yaşatmaktadır.

 

 

Tembellik


Tembelliği, en genel ifadeyle, “çalışmaya ve zahmet çekmeye karşı isteksizlik” şeklinde tanımlamak mümkündür. Başka bir tanıma göre ise tembellik, akla ağırlık yapan bir durgunluk ve mahzunluk hali olup bunun neticesinde insanın hiçbir şey yapmak istememesidir. Ayrıca keşişler tembelliği insanları özellikle gündüz vakti etkisi altına aldığından, “gündüz şeytanı” olarak betimlemişlerdir.

 

Jacques de I’Ange’nin Uyuyan Bir Adam adlı eseri 7 ölümcül günahtan tembelliği tasvir etmektedir.

 

Jacques de I’Ange, Uyuyan Bir Adam

 

The Big Leowski filminden Jeffrey karakteri vurdumduymazlığı ve tembelliği ile bu konuya iyi bir örnektir.

 

 

Sünger Bob adlı çizgi filmde her bir karakter, yedi ölümcül günahtan birini tasvir etmektedir. Squidward her şeye karşı kontrol edilemez bir nefrete sahip olması sebebiyle öfkeyi, Plankton gizli bir formüle sahip olan başka bir karakterden bu formülü çalmak için uğraşması sebebiyle kıskançlığı, Mr. Crab para ve maddi şeylere aşırı sevgi göstermesi sebebiyle açgözlülüğü, Sandy son derece rekabetçi ve büyük bir egoya sahip olduğundan kibri, Gary yemek yemekten başka pek bir şey yapmadığı için oburluğu, Patrick uyuşukluğu ve bunu çok sevdiği için tembelliği ve Sünger Bob bulunduğu yer ve diğer herkese karşı inanılmaz ve belki de sinir bozucu bir sevgi göstermesi sebebiyle şehveti temsil eder.

 

 

Konu ile alakalı belki de en çok bilinen film ise Seven adlı filmdir. Film yedi ölümcül günahı işleyenleri kendi vahşi yöntemleriyle öldüren bir seri katili ve onun peşindeki iki dedektifin çabalarını konu alan bir filmdir.

 

Örneklerden de görülebileceği üzere yedi ölümcül günah, sanatın pek çok formunda farklı şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Batı kültür ve sanatı sadece yedi ölümcül günah konusuyla değil pek çok şekilde İncil’den etkilenmiştir ve bu kültürü daha iyi anlamanın yollarının belki de temeli az veya çok İncil ile bir tanışıklığın olmasından geçer. Belki de bu şekilde sadece batı kültürünü değil, Cahit Sıtkı Tarancı’nın bir şiirindeki bir mısra bile daha iyi anlaşılabilir ve bundan haz duyulabilir.

 

Kaynakça:


  • dergipark.org.tr, Dini Araştırmalar, Muhammed Güngör
  • wannart.com, Yedi Ölümcül Günah, Berre Öngen
  • dailyartmagazine.com, Painting Of The Week: J.A.D. Ingres, Paolo and Francesca
  • tr.khanacademy.org, Pieter Bruegel’in “Babil Kulesi” İsimli Tablosu
  • Kentler ve Gölgeler, Bologna – Ravenna
  • TED-ed, Why Should You Read Dante’s “Divine Comedy”? – Sheila Marie Orfano
  • screenrant.com, SpongeBob SquarePants Theory: The Characters Represent The Seven Deadly Sins